Hürrem Sultanı İsterim

Haşmetli Sultanım!
Dünyanın yarısını o mübarek kılıcıyla zapturapt yapmış, Ulu Hünkarım.
Adaletine güvendiğim yüce Padişahım.
Bu mektubu size yazmakta, cesaret bulduğum için, hiddetinizden affımı bağışlamanız için size yalvarıyorum.
Ulu Hünkârım, bu kulunuz sizin yardımınıza muhtaç bir kerimedir.
Ben kalaycı Hurşid paşanın baş kadını, Feriştah Hatunum.
Padişahım, siz benim merhum babamı da tanırsınız. Has bahçenin muhafızlarından, Köse Yakup'un kerimesiyim.
Bu fakir kulunuzun bedeni ıstırap içinde ve maazallah ince hastalık kapımın önünde nöbet beklemekte, beni ihsanınızdan ne olursunuz mahrum etmeyin.
Bildiğiniz gibi paşanızın yedi helali ve dört tanede cariyesi vardır.
Önce Allah sonra siz, paşama bolca mesir macunu versin. Benim ızdırabım, paşamın haremindeki hatunların bana karşı çevirdikleri entrikalardır.
Padişahım, bu hatunların dalavereleri karşısında çaresiz kaldım.
Baş kadın olmama rağmen, her gün ölüp ölüp diriliyorum.
Bu vicdansızlar, yaşadığım konağı bana yedikule zindanı yaptılar.
Halvet sıramı bile çevirdikleri dolaplarla elimden alıyorlar.
Hünkarım bu azgın hatunlar yüzünden, benim bakir bedenim, bırakın lale devrini duraklama dönemine girdi.
Ulu Hünkarım, bu hasbaların harem ittifakına gücüm yetmiyor. Bana saldırmalarının nedenlerine gelince: En önemli husus, baş kadın olmam. Ceddimiz " Bin dirhem et, bin ayıbı örtermiş" demiş. şahsıma olan, kıskançlıkları ve hasetleri, benim endamımın onların kemik torbası gibi olan bedenlerine, okka olarak ağır basması. Onun için çatır çatır çatlıyorlar.
Sultanım, bu boynu devrilesi hatunların, devamlı kem gözleri üzerimde olup, bana nazarlarını değdiriyorlar. Bunların o kem gözlerine kızgın mil çekilmeli ki kimseye nazarları değmesin.
Ne yazık ki adımı kısır hatuna çıkardılar.
Bu bakir tarlayı sürmek için, paşam bir gün olsun, vallahi sulak tarlama hiç uğramadı.
Siz onun bir kulağını çekseniz de, benim bakir bedenimi hasat verecek şekilde sürse. Size yemin ederim ki bu nadasa bırakılmış tarla iyi bir şekilde sürülürse nur topu gibi bereketli ekinler verir. Bundan zatıalinizin hiç şüphesi olmasın.





Bana bu kadınlar hizmetçi muamelesi yapıyorlar. Beni bir besleme gibi sofranın en uç noktasına oturtuyorlar. Önüme sanki bir ite kemik atar gibi bir kemik atıyorlar. Kendileri saray sarması baklavaları, soğuk şerbetleri, lop etleri gözümün içine bakarak, midelerine indiriyorlar. Hünkârım, bu hatunlar İstanbul'un yedi tepesini her gün faytonlarla geziyorlar. Kapalı çarşıdan en güzel kokuları ve esvapları alıyorlar. Sizde takdir edersiniz ki bu şartlarda, bu garip sefil kulunuz biçare kalıyor. Bunun sonucunda, paşama kendimi fettan olarak gösteremiyorum. Mart ayında dama çıkmış, on bir kediye karşı, billahi naçar kaldım. Bu azman kedilerin karşısında, süt dökmüş kediye döndüm. Yaz geceleri, konağımızın namahrem bahçesinde, bu hatunlar zevkü sefa içinde tosbağaların üzerine mum dikiyorlar. Bu tosbağalar, üzerindeki mumlarla bahçeyi aydınlatıyorlar. Tosbağaların üzerine baş kadın olarak, ilk önce benim mum dikmeye hakkım yok mu? Lakin bu hakkımı hınzırca elimden alıyorlar. Buna hal mi dayanır? Sultanım ayağınızın altını öpeyim. Gül cemalinize kurban olayım. Paşamı bir hizaya çekin. Ya bu Feriştah zevcesine boş ol desin, ya da ızdırabımı gidersin.





Paşamın bana yüz görümlüğü olarak verdiği, yakut taşlı yüzüğümü sandukamdam çalarak, konağın hizmetçisinin parmağına taktılar. Altın sırmalı bindallımı hasetlerinden, üzerine kezzap dökerek telef ettiler. Paşamla gece yarısı hamamda nargile içerken bu halleri ona güzel sesimle meşk yaparak, muhabbetle anlattım. Lakin paşam sessiz kaldı. Belki de günahını almayayım, kafası dumanlıydı. Paşamın bu sukutu beni çok üzdü. Billahi o gün canıma kıymak istedim. Ama bu bedeni bana yaradan verdiği için, şükürler olsun, öfkemi yendim. Haşmetli Devletlûm, bu hatunlar şart olsun, canıma kast ettiler. Beni zehirlemek için fırsat kolluyorlar. Bu bakir beden size emanet. Eğer vadem dolmadan ahrete mundar gidersem, bunun vebalini tahttınızın ikbali için onlardan sormanız, yeniçeri isyanlarından daha önemlidir.
Ulu Hünkarım, sizi Devlet-i-Aliyye işlerinden alıkoyduğum için boynum kıldan ince. Lakin sizden başka yardım isteyecek kimsem yok. Bu entrikacı rakiplerimin ellerinde yağlı kementler, beni boğmak için fırsat kolluyorlar. Bu cellatlardan korktuğumdan, geceleri gözüme uyku girmiyor. Beni yağlı urganlardan ve cellatların elinden, yalvarırım kurtarın.
Devletlûm duydum ki bu harem entrikalarında, baş kadınınız Hürrem sultanın üzerine yokmuş. Nice sultanları gözden düşürmüş, nicelerini yağlı urganların önüne atmış. Padişahım sizden istirhamım onu bizim konağa bir haftalığına yollamanız.
Beni bu hatunlardan ancak o kurtarır.
Bahtsız kulunuz Feriştah Hatun...

26 Kasım 2013 4-5 dakika 67 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar