İstasyon İnsanları

Hangisi daha acı, bilemiyorum? Sevdiğinden uzun süre ayrı kalmak mı?
Yoksa, seni istasyonda karşılayacak, seni seven biri olmaması mı? Bence ikincisi.
Çünkü ilkinin, ne olduğunu hiç bilmiyorum. Hiç yaşamadım. Trenle yine İstanbul'a gelmiştim. Haydarpaşa'ya geldiğimizde, güneş bütün cömetliğiyle selamladı bizi. Tek bir bavulum vardır benim. Her yere onla giderim. Zaten fazla eşyam da yok. Trenden inince, yine o hüzün çöktü üstüme. Sarılan insanlar, aileler, sevgililer... Sanki bir tek ben yalnızdım. Bekleme salonuna girdim. Bekleyecek bir şeyim yokken, bu komik geldi. Bavulumu kenara bıraktım. İnsanları izliyordum.







Bir de kendi yalnızlığıma bakıyordum. Bir kadın ile bir erkeğin konuşmalarını duydum. Kulak misafiri oldum yani. İkisi de gençti. Adam, kadından ayrılmak istiyordu. Kadının, adamı sevdiği belli. Ona bakarken, gözlerinin içi gülüyor.
İyice kulak kabarttım. Kadın, adamdan başka kimsesi olmadığını söyledi.
Gülümsedim... Adam da, başka birine aşık olduğunu söyledi. Hiddetlendim...
Bu kadar kolay diye düşündüm. Aşk bu kadar kolay. Bir gün birine aşıksın, diğer gün başkasına. İşte bunlar aşkı hak etmeyenler diye düşündüm.







Bekleme salonundan çıktım. Trenlerin olduğu bölümde, dikilmeye başladım. Trenler, ne kadar hoşuma giderdi. Yeni bir tren geldi gara. Yine bir kalabalık indi. Dikkatimi küçük bir çocuk çekti. Yalnızdı sanırım. Ancak yalnız yolculuk etmek için çok küçüktü. Olsa,olsa sekiz yaşında. Bir adam yaklaştı sonra ona. Çocuk baba diye koşturmaya başladı. Sımsıkı sarıldılar, o kadar ki, sevgiyi ben bile hissettim. Sonra gitti onlarda.







Ben orada biraz daha vakit geçirmek istedim. Yalnızlığımı biraz da olsa,
unutmuştum. Sonra bir kavga çıktığını gördüm. Nedenini bilmiyorum, ama büyük bir kavga. Bir de ağlayan bir çocuk fark ettim. Sanırım balonunu kaçırmış elinden. Balonları çok severdim.







Akşama kadar garda kaldım. Daha bir çok şeye şahit oldum. Ayrılıklar, kavuşmalara, acıya, sevince daha nicesine... Binlerce insan,yüzlerce hikaye diye düşündüm.. Benimkinin ismi ise yalnızlıktı. Kendi hikayemin. Akşam olunca, ay ışığının vurduğu yoldan gittim. Bavulumu, aklımı ve yalnızlığımı aldım yanıma.
Fakat ruhumu garda bıraktım. Olması gereken yerde. Mutlu olduğu yerde...

09 Eylül 2008 2-3 dakika 40 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar