Koca Büyük Ellerin Bekler

KOCA BÜYÜK ELLERİN BEKLER
Yapraklar yukardan aşağı. Suyun derinlerindeki yosun dalları gibi arasından geçiyor. Sanki ?'rüzgar çanı'' gibi düşük diyafram aralığında, tek odaklı; yakınmış gibi.
İçi su dolu tomurcuklu yapraklar yumuşacık. Yakınına geldiğimde eliyle aralıyor arkasından asılı diğer sarmaşık misali aralardan süzülürken; diğer yanlar bulanık. Alan derinliği yok.
İlerliyor aralardan.
Geçtiğinde ulaşacağı yeri bilmeden...
?'Rüzgar Çanı'', değil çalan. Çan çalan çan koca, koca çanlar çalan. Camlar çarpmıyor birbirine sessiz. Sesleri var. Bulanık yanlar. Sadece gözün gördüğü tomurcuk yapraklar net. Sanki patlayacak ama dolu hep içleri.
Ve toprak onca sağlamken uzanıp giden kaya. Kayanın ucunda büyük koca taşlar.
Koca taşların arasından gözüken az bir gökyüzü. Koca büyük ellerin genç diri uzanıyor sanki üstüne çık der gibi. İleri doğru.
Yürüyor parmaklarıyla ileriye doğru... Ellerini öyle bir sallıyor ki... Parmaklarındaki tırnaklar uzuyor havayı çiziyor.
Tırnaklar biçimiyle kesin ağır vakur, Güven veren şekle bürünüp içeriye çekiliyor tırnaklar keskinliğini kaybedip.
Tekrar düzleşiyor.
Elleri açık bekliyor. Havada yavaşça kaybolan tırnakların bıraktığı iz buğulanıyor...
Tek koca ellerin önünde duruyor çıkmak için üstüne sağa sola bakınır. Aranır. Zıplar çıkmak için. Tırmanmaya çalışır.
Havaya açık avucuyla bekler eller.
Nasıl çıkılır nasıl tırmanılır üstüne... Bakınır yine sağa sola.. İki elin hizası kadar bir uçtan bir uca yürür bakınır bir taraftan bir şeyler bulmak ister gibi. Aralarda durur çıkmaya çalışır uzanan ele.
Tekrar gelir iki elin ortalarına bakar yukarı doğru. Bekler orada. Bekler ayakta, öğlen olur akşam olur. Ayakta bekler...
Sabah olur. Oturur önünde el durur orda üstüne çıksın diye açık geniş avuçlarının üstüne gelsin diye bekler.
Koca taşların arasından gözüken az gökyüzünün içinden uzanan eller bekler.
Oturur yere beklerken ayakta bir süre sonra. Oturur yerde. Bağdaş kurup, bekler. Öğlen olur, akşam olur, sabah olur.
Sonra yağmur yağar, kış gelir, yaz gelir, bahar gelir. Bağdaş kurmuş, bekler. Sonra yine ayağa kalkar yürür. Daha ağır yürür.
Sırtı bükük yürür. Yıllar geçmiştir. Yaşlanmıştır. Yine dener çıkmak için, ellerin üzerine. Yapamaz.
Yine Oturur. Ellerin üzerine çıkamadan, iki uzanan elin arasında.
Sonra yere uzanır. Yerde ellerin önünde uzanır. Yavaşça yatar. Sonra öğlen olur, gece olur, sabah olur, öğlen olur...
Sonra uzanırken; bağdaş kurduğu kolları da düşer yere.
Koca taşların arasından gözüken, az gökyüzünün içinden uzanan eller, bekler.
Bekleyen ellerde, düşer tamamen. O enerjili gibi duran hali gitmiş; yaşlanmış derisi, sonra, sonra sarkmış; ellerde düşer.
Yeşil damarları çıkmış haliyle, parmaklar çekilir kendine. Öyle kalır sanki. Büzük, büzük yaşlanmış...
Eller düşer, tam yere.
Koca taşların arasından gözüken az gökyüzünün içinden uzanan eller, artık yaşlı ölmüş beklerken;
Ona tırmanamayan yaşlanmış beden de orda uzanmış bekler önünde ölmüş bedeniyle.
Koca Taşar. Az bir gökyüzü.
25 Kasım 2008 / 1 Nisan 2009
Gülten Ağrıtmış

31 Mayıs 2009 3-4 dakika 16 öyküsü var.
Yorumlar