Limoni Kahve / 2. Bölüm

Çakıl sesleri arabanın geldiğini fısıldar tavırlarla haber veriyor. Heyecanını bastıramamış olacak ki eli ayağı birbirine dolanıyor. İkili ikili merdivenleri inerken gözümüze duvardaki resimler çarpıyor. Siyah beyaz bu resimlerin hepsinde aynı iki kişi var. Firuze hanım ailesini küçük yaşta kaybetmiş olacak ki ailesinin bütün resimleri siyah beyaz. Teyzesinin onu büyütmesi ve onunda son bir kaç aydır hastane de gözetim altında olması karamsarlığın kapılarını açmış Firuze hanıma.
Merdivenin sonundaki yeşil demir kapıya gelirken küçük adım sesleri geliyor. Rıfat bey kapıyı çalmak üzere. Yumruğunu sıkıp kapıyı tıklatacakken nazlı nazlı açılıyor kapı, sanki Firuze hanımın yüreğini dillendirir gibi.
İkisinde de bir tebessüm hali. Hafifçe eğilip selamlıyor Firuze hanımı Rıfat bey.
-Günaydın Firuze, geç kalmamışımdır umarım.
İçinden geçen yüzlerce söz var Firuze hanımın.
Çünkü geç kaldı Rıfat bey, bir yakını yok Firuze hanımın. Amcası, halası, annesi...
Firuze hanım için herkes geç kalmış artık. Yapayalnızken oturduğunuz evin perili ruhu oluyorsunuz. Saat kaç olursa olsun, Firuze hanımın hayatına geç kaldık. "Erken" kelimesi anlamını yitireli çok oldu onun için. Lakin nezaket dilin yongası, 

-Hayır, tam vaktinde geldiniz. Bende aşağıya iniyordum.
Koluna girmesi için hafifçe kolunu uzatan Rıfat bey hanımefendiyi araba bindirdikten sonra geçiyor yanına.
-Seni çok güzel bir yere götüreceğim Firuze, küçüklüğümün geçtiği bir yere.
Rüzgarın çöpçatan esintisine dalmış olan Firuze hanım dışarıdaki sessizliği seyrediyor. Köyün taşlı yollarında ilerlerken sabahın uykusuz ışıkları sokakları bir tuvale çevirmiş gibi. Sokak köpeklerinin köyün çeşmesinde medeni bir şekilde sıraya girmesi ne kadar garip. İnsandan daha anlayışlı değil mi zaten hayvanlar?
Derken utangaç bir koku var arabanın içinde. Belli belirsiz bir koku.
-Arkada ne var?
Bu soruyu bekleyen Rıfat bey bir sürprizi açıklar bir heyecanla tebessüm ediyor.
-Seni herhangi bir yerde herhangi bir sofraya oturtmak istemedim. O yüzden kendim bir şeyler hazırladım.
Cümlesinin bitmesi ile çanak çömlek patladı, bu koku taze ekmek kokusu. Az evvel ki utangaçlığı da kalmamış üstelik. Miss gibi ekmek kokusu çocukluğunun en renkli fotoğrafı. Annesini babasını hatırlamasa da o hissi hatırlıyor Firuze hanım. Sabah sofraya gelen taze ekmek ile ısınırdı evi. O ekmek anımsatıyor annesinin yüzünü.
Bunları düşünürken arabanın yavaşlaması ile irkiliyor Firuze hanım. Onca yol hayal kurmuş olacak ki nereye geldikleri ve ne kadar sürdüğü ile alakalı hiçbir fikri yok.
İnip kapısı açan Rıfat Bey'in elini tutarak çıkıyor arabadan. Doğa yeni duş almış, saçları halen toprak kokuyor.
Sağı solu izlerken Rıfat Bey'in ilerlediğini görüyor.
Ve peşine düşüyor. Lakin içine içine sığmıyor. Çocuk büyümüş Firuze Hanım, çocukken büyümüş. Çocukken büyümek zorunda kaldıysanız "çocuk büyüyorsunuz". Toprak görünce çamur yapmak, çimen görünce üstünde tepinmek istiyorsunuz. Çocukluğu ölmüş Firuze Hanım'ın ve kimse teselli etmeye gelmemiş. İçinde bir yerlerde gömülü duruyor...

13 Ekim 2020 3-4 dakika 3 öyküsü var.
Beğenenler (2)
Yorumlar (2)
  • 15 gün önce

    Ne güzel tasvirlerle bezemişsiniz öyküyü çok beğendim :)