Politizma

Yaklaşık bir ay bekledikten sonra randevu günü gelmişti. Pek de yeni sayılmayacak bu hastalık sonunda tıp literatüründe yer almış pek saygın tıp doktorları başka başka ülkelerde bu yeni alandaki tecrübelerini edenmiş yurda dönmüşlerdi. Bizimki televizyondan duymuş tabi semptomları kendine yakıştırmış, eee bide ilk üç ay ücretsiz olunca gidip görünmemek olmazdı.

Sabah ilk iş doktorun yolunu tutmaktı. Erkenden uyandı birde sormamıştı aç mı tok mu gitmeliydi işi riske de atamazdı bir bardak su bile içmeden düştü yola. Çok uzak değildi ama olsun gelmeyen filan olur bir tanıdık çıkar ön sıraya geçerdi belki. Minibüs durağında başka başka hastalıklar sebebiyle her zaman karşılaştığı birkaç kişi daha bekliyordu. Selamlaştılar önceleri hemen konuya girip hastalık ilaç konuşanlar bu defa birbirlerine bir şey dememişlerdi. Minibüs durdu bindiler hep birlikte sabahın erken saati herkese oturacak yerde var ohhh her şey yolunda. Gece yarısından itibaren geçerli olacakmış bir şeyler bize neydi ki diye koro halinde içlerinden geçirdiler. Fakat bu düşünceleri kursaklarında kaldı minibüs şeysine de gece yarısından geçerli olmak üzere şey olmuştu. Amannn canım zaten bir hastane için biniyoruz o kadar da olur iç sesleri yine koro halinde yüzlerden duyuluyordu.

Bizimkisi tabi meraklı bir o yana bir bu yana sohbet açmaya çalışsa da kimseden ses yok. Şoför efendi hele şu radyoyu bir aç ne var ne yok sabah sabah duyalım hele dedi. Ardından hemen ekledi aman şoför efendi şu kanal olsun neme lazım şimdi ben dedim diye başka bir şey çıkmasın radyoda. Yok yok bende onu dinlerim dedi şoför içinden de '...' ama iç sesi dışarı yansımıyordu. Şoför işi kapmıştı. Radyoda haberden önce haber veren haber diye bir program başladı. Bizimkisi dayanamadı yine pek bir severim ben bunu dedi. Epey bir kimse bizde bizde dedi. Bir iki kişi hariç onların da zaten ne olduğu tipinden belli canım. Radyodan sevgili sevgili sevgili Yurdum haberden önce haber veren haber programına hoş geldiniz diye bir ses duyuldu. Bizim tayfa hep bir ağızdan hoş bulduk. Nelerine gerek hoş bulduk dememek ya o iki kişi şeyse yani işte hani şey işini yapıyorlarsa aman aman nemize lazım dilimize mi yapışır bir hoş bulduk. Efendim efendim Yurdumun güzel insanları her zamanki gibi güncellerle başlıyoruz. Şimdi efendim birileri başka başka şeyler uydurup dursun güzel ülkemde her gün her şey güncelleniyor, ne güzel değil mi sevgili sevgili dinleyenlerim. Bizimkiler yine hep bir ağızdan tabi tabi efendim. Haber sunucusu devam eder bizimkiler Ohh Ohh sesleri tabi. Efendim hani sabah erkenden sıcak sıcak alır geliriz ya işte o da bu sabahtan itibaren güncellendi. Bizimki durduğu yerden güler herkes ona bakar. Yok yok yanlış anlamayın der hemen bizim ibo büyük adam ne zaman böyle bir güncelleme olacak adam bir gün önceden güncelliyor ona güldüydüm ben. Haaa diye bir ses yankılandı minibüste bizimki rahat bir nefes almıştı.

Minibüsten inerken şoför saat başı geri dönüş minibüsleri var taa şurda kalkıyor dedi. Yok evladım biz dönerken yürürüz akşama kadar televizyonda diyorlar yaşta geçiyo biz az yürüsek daha iyi olur dedi bizimkisi diğerleri de tabi tabi yürümek iyidir hele bizim yaşta. Ohh Ohh çok kalabalık değil haydin gidek dedi bizimkisi. Yine merakına yenilip hangi bölüme dedi kimseden ses yok. Bir o yana bir bu yana bakıp durdular bu yeni bölüm nerde olaki tabelada yapmamışlar daha. Diğerleri ayrı tarafa giderken bizimki görevliye yaklaştı bir şey soracam sana. Görevli tabi tabi buyrun. Bizimki olmaz öyle kulağına diyecem. Görevli haa.. şu yanda o bölüm arkadan dolanıp gideceksiniz.

Bizimki merdivenleri çıkınca beş on kişilik bir kuyruk. Yanaştı hemen bir de ne görsün minibüs arkadaşları hep burda. Tabi kimse kimseye yine bir şey demiyor. Birde güzel koltuklar yapmışlar sıra numarasını alan geçip oturuyor. Gelmeyen oldu mu hemen bir sonrakini çağırıyorlar. Bizimki bir kaç yol gitti geldi görevliye ne dediyse artık görevli numara olmasa olur da sen otur hele bir yoluna bakıp erkene alırız seni dedi. Fakat bir türlü sıra gelmedi. Bu nasıl bir bölümdü canım giren bir saat duruyor dedi kendi kendine. Bu arada görevliye bizim sıra noldu diyip duruyordu.

Üç dört kişi çıkıp gitti. Kimse bir şey demiyordu. Başka bölüm olsa ne dedi doktor ne yazdı sana diye bir sürü sohbet açılırdı. Burda kimse bir şey demiyor. Bizimki koltuklarda pek rahatmış canım dedi yanındakine fakat ses vermedi yanındaki. Sizin bu televizyon çalışıyor mu diye seslendi görevliye. Burda televizyon yasak dedi görevli. Şaşırdı tabi bizimki bir şey de diyemedi. Bu yeni bölümü henüz bilmiyordu. Başka bölüm olsa ooo fahri doktorum ben derdi.

Uzun bekleyişten sonra sıra kendisine gelmişti. Görevli buyrun sizin sırayı yapamadık ama doktora dedim ben yakınımdır diye. Kapıyı kapattı görevli. Doktor sen misin dedi bizimkisi sen daha çok gençsin ne bilecen hastalığı, benim senin yaşın kadar hastalığım var. Doktor güldü otur hele bakalım sen karar ver bilir miyim bilmez miyim. Peki peki dedi bizimkisi o kadar bekledim bilmezsen başkasına giderim. Zaten ben bir kaç doktora görünmeden kendime hasta dedirtmem. Peki siz bilirsiniz buyrun oturun sonra karar verirsiniz dedi doktor. Oturdu bizimkisi tabi meraklı bide arkadaş olmak lazım doktorla başka zaman da lazım olur. Adın ne senin doktor dedi. Doktor isim söylemek yasak bu bölümde dedi. Bizimki bir hayli şaşkın eee sizin doktorun adı ne diyince ne diyeceğim ben dedi. Bilmem siz bir şey bulursunuz dedi doktor. Peki memleket nere sizin dedi bizimki doktor yine aynı yasak burda memleket söylemek. Bizimki iyice şaşırdı doktor anladı ve ekledi burda doktor hakkında hiç bir bilgi bulamazsınız. Peki peki dedi bizimki.

Sizin memleket neresi dedi doktor. Bizimkisi memleketi söyledi sonra dayanamadı yine belki ucundan yakalarım bir şey diye düşündü doktora bilir misin bizim memleketi dedi. Doktor yok bilmem ben dedi bizimkisi o zaman bekliyorum bak yazın mutlaka dedi doktor güldü yasak yasak bizim sizinle burası dışında iletişim kurmamız yasak. Şaşkın tabi bizimkisi ama ne çetin ceviz doktorları yola getirdim diye düşündü kendi kendine bu genç mi benden kaçacak. Genç dediği de kendinden en fazla on yaş küçük bizimkinin haberi yok tabi. Doktor ne iş yapıyorsunuz dedi bizimkisi bunları düşünürken. Emekli oldum ben yeni yeni bir sene oldu olmadı. Hımm iyi bakalım dedi doktor. Peki biraz anlatın son bir yılınızı dedi doktor. Bizim bir ev var küçük iki oda yanında birde park var evle park arasında gelir giderim. Peki arkadaş var mı dedi doktor. Olmaz mı hep parka gideriz birde hafta bir oyun oynarız biz kâğıt oyunu sen sever misin doktor dedi. Doktor cevap vermeden diğer soruya geçti. Evde ne yaparsınız. Televizyon izleriz biz bol bol bizim kanallar var saati belli herşeyin hiç kaçırmayız. Peki hangi kanallar bunlar dedi doktor. Bizimkisi biraz kızarak ne yapacan sen kanalı. Doktor gülerek ben doktorum ben soracam sen cevap verecen dedi. Bizimkisi günlük saatlik kanal ve program listesini bir çırpıda sıraladı. Doktor peki şu şu kanalları izledin mi hiç. Bizimkisi bu sefer daha bir kızarak sen ne diyon doktor dedi hiç izlenirmi o kanallar. Peki peki dedi doktor ama sorularıma kızmadan cevap ver. Kaç sene çalışınız diye sordu doktor. Yirmi seneyi geçkin çalıştım ben dedi bizimkisi. Peki hangi şeye siz seçimlerde şey yaptınız dedi doktor. Ooo doktor dedi bizimkisi senin sorular pek bi ters geliyor. Ben buna cevap vermem ama ben her zaman çok sevildim dedi. Epey bir süre soru cevap oldu böyle...

Doktor bilgilere göz gezdirirken bir süre sessizlik oldu. Bizimkisi dayanamadı doktor dedi ben bedava olduğu için geldim buraya şimdi sen söyle hele benim neyim var. Doktor gülerek sizde bundan önce gelenlerin çoğunluğu gibi Politizma olmuşsunuz ama sizinki ileri evrede tedaviniz uzun sürecek. Nasıl yani ilaç mı vereceksiniz bana. Evet dedi doktor ama bildiğiniz ilaç değil bunlar üstelik ilaç masrafı size ait çoğu zaman; iyileşip iyileşmemek sizin elinizde. Bizimkisi hemen sordu pahalı mı bu ilaçlar; birde nasıl yani çoğu zaman masraf bana ait nasıl ilaç bu. Doktor gülerek ilk başlarda bedava sayılır reçeteye yazınca anlarsınız sonraları siz isterseniz masrafa katlanır daha fazla ilaca sahip olabilirsiniz. Bizimkisi iyice şaşırdı oku hele doktor neymiş bu reçete. Size sabah televizyon yasağı koydum. Öğleyin sizin daha önce izlediğiniz şu kanalın yanına en fazla bir saat izlemek şartıyla şu kanalıda koydum. Aman ne yaptın doktor dedi bizimkisi. Dur daha bitmedi dedi doktor. Akşamları televizyon bir saate düştü. Bu reçete bir aylık ikinci ay reçetesini de yazdım. Bakayım hele doktor ikinci aya birinci ay böyle ise ikinci ay nasıldır kim bilir. Ooo doktor ikinci ay neredeyse televizyon gitmiş birde bu kitaplar ne ola okumam ben bunları. Siz bilirsiniz dedim ya doktor iyileşip iyileşmemek sizin elinizde buyrun geçmiş olsun gidebilirsiniz. Kapı kapanırken doktor politolog olmak ne zormuş diye söylendi kendi kendine.

Hüseyin Özüpekçe

Yorumlar (1)