Şehirde Yoktun

İşten çıktığında havanın yağmur kokusunu çekti. Gri bulutlar sanki grilleştirmişti sokakları caddeleri.Bunaltıcıydı " Durgun Denizde Yürüyen Karınca ". Yaşar Kemal gençken tat veriyordu galiba.Lisedeyken filan. Şimdi "Bir Ada'nın Hikayesi" midir neyse okurken sürekli boğuldu sürekli yinelenen kelimelerle. Bir sayfa da onlarca yinelenen kelime...Konu baydı. Çukurova edebiyatının değişik bir versiyonu savaşlı yıllarda Trakya'dan göç edenlerle ilgili...Kendi kendine, " E dedi bir yazarın pazarlamacısı kaliteli olacak. Olacak ki; tâ New York'lardan Tımeslerden olumlu eleştirsi alsın.

Bir de dedi 12 Eylül kaçaklarının İsveç İsviçre Fransa takıntıları var ya, oralardan bile kitap istediği kadar berbat olsun yeter ki içeriği Batı'nın istediği şekilde yoğrulsun". İşten çıktığında Kebabistan'ın ve yanındaki Urfalı Kebabın çalışanlarının kapılarının önünde dikilmeleri ve gelene geçene "Buyrun" demelerinden de bıktı çoktandır. Türk-İş'in olduğu yere geçti. Sırf o şiş göbekli garsonlarla gözgöze gelmemek için kaçtı. "Yarın akşamdan itibaren yolumu değiştirmeliyim".

Köşeyi döndü. Öğütler Marketin ordan karşı kaldırıma geçti. Akbank Sa mı Eczane mi orda dipte iki kâğıt toplayıcılar yolunu kesti. " Abi şu kuşla ilgilenir misin"? Soruyu neredeyse yanlış anlayacaktı.Allahtan ayaklarının dibine baktı. "Kırlangıç bu"! "Biz anlamadık abi uçmuyor bu! Yaralı herhalde"...
Kırlangıç dünyanın en güzel kuşlarından biridir. Kanatlarına göz gezdirdi. Görünürde yara bere kırılma yoktu. Eğildi almak için, "Aman abi vahşidir belki ısırır seni"! Kağıtçılara çömeldiği yerden tebessüm etti gözlerine bakarak. "Isırmaz korkmayın" dedi. Kırlangıç şimdi avuçlarındaydı.
O mini mini pençelerini pamaklarına kendi gücünde geçirdi. Kanatlarını kontrol etti usulca.Telek kemiklerine dokundu. Kırık yoktu. " Çocuklar bu kırlangıçtır. Her halde çarptı bir yere.Sersemlemiş. Yalnız bu uçmaz"... " Evet abi uçmuyor yerden". Uçmaz çocuklar. Bu kuşlar yuvalarından pike yaparlar ve belirli bir hızdan sonra aynı uçak gibi yükseğe çıkarlar. Önce dalış sonra dikiliş".. " Ne olacak şimdi"? "İzin verirseniz ben bunu alayım. Yüksek bir yerden bırakmam gerekecek". "Valla iyi olur abi dediler bir ağızdan , kedilere yem olmasında"..."İnşallah olmaz".

Yenişehir'de ki çok katlı oto parkın en üst katına çıktı. Kırkangıç avuçlarında mutluydu ve pençelerini de gevşetmişti. Açtı avuçlarını. Gökyüzüne kaldırdı. "Hadi bakalım" dedi.
Avuçlarında bir müddet daha kaldı. Bir ara başını çevirip gözlerine baktı. Sonra birden kendini boşluğa bıraktı. Öteki kırlangıçların arasına karıştı. Bir ara bulunduğu tarafa geldi.kayboldu...

Yağmur damlaları başladı. Sıkıntısı yerini ağlamaklı bir duyguya bıraktı. Usuna geldin.Aramak istedi. Kırlangıcın sevincini paylaşmak için. Beceremedi. Her zaman olduğu gibi. Gömleğinin bir düğmesini daha açtı. Serinlik iyi bir dosttu. Yaşar Kemal Okumayacaktı.
"Anlaşıldı" dedi...Korna sesleri....

02 Mayıs 2011 2-3 dakika 57 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (1)
  • 7 yıl önce

    Sonradan, yazıda adı geçen kuşun Kırlangıç olmadığını ama Kırlangıca çok benzeyen Ebabil kuşu olduğunu öğrendim. Bu Ebabiller gerçekten de bir aksilik yaşayıp, yere düştükleri zaman öteki kuşlar gibi yerden havalanamıyorlar. Onları az kaza yerde bulursanız, mutlaka yüksekçe bir yerden bırakmanızda yarar var. Teşekkür ederim.