Seyir Defteri: Sıfır Noktası


Geçmiş, çoğu zaman geride bırakıldığını sandığımız bir liman gibidir; uzaklaştıkça küçülür sanırız ama dönüp baktığımızda hala ufukta seçilebildiğini görürüz.

Hayatın en tuhaf yanı da budur belki. İnsan geleceğe doğru yürüdüğünü zannederken aslında hep gölgesinin üzerine basarak yürür.

“ Evet, bu yoldan daha önce de geçtim.”

Yol aynı, fakat o kişi artık sen değilsindir.

O sabah da böyleydi. Deniz kıyısına çöken ince sis, gökyüzüyle denizi birbirine karıştırmıştı. Rüzgar, yosun kokusunu kıyı boyunca sürüklüyor; martıların çığlıkları boşlukta yankılanıyordu. Liman her zamanki hareketliliğini taşısa da havada açıklanması güç bir bekleyiş hissi vardı. Ağır ve melankolik bir şiirin, Kadıköy sahilinde kıyıya vurmasını izliyordum sanki. Feza için tamamen duran zaman, o gün biraz daha yavaş akmaya karar vermişti benim için. Ufkun sisle örtülen çizgisinde önce belli belirsiz bir karartı göründü. Ardından bu karartı giderek büyüdü ve şekillenmeye başladı. Limandaki birkaç kişi merakla gözlerini kısarken, denizin üzerinden ağır ağır ilerleyen o büyük gölge artık seçilebiliyordu. Bu bir gemiydi.

Eski bir fotoğrafım vardı. Hatırlıyorum. Tam da burada. On yaşındaydım. Deniz kenarında durmuş, ufka bakıyorum. Fotoğrafı çeken kişi kimdi hatırlamıyorum. Hatırladığım, bir gemi.. Uzakta, çok uzakta.

Ve çocuk aklımla şöyle düşünmüştüm:

"Bir gün başıma kötü bir şey gelirse o gemiden biri gelir ve beni kurtarır."

İnsan bazen tüm hayatını tek bir yanlış cümlenin üzerine kurabiliyor.

Artık, kırk yaşını geçmiştim. Ama hala o çocuğun yaptığı hatayı yapıyordum.

Ufka bakıyor ve birilerinin gelmesini bekliyordum.

Bu aptallara özgü bir davranış sanırsın. Hayır. Bu, unutmaya çalışanların uzaklardaki bir hayaleti çağırma çabasıdır. Ve artık kimsenin gelmeyeceğini biliyorum.

Ne geçmişi düzeltmek için. Ne kaybettiklerimi geri vermek için.

Bu düşünce önce korkunç geldi. Sonra bir an için Adriyatik kıyılarındaki deniz kızlarını düşündüm. Milyonlarca yıl öteden gelen yıldız ışıklarını. Belki tüm hayatım neye inanmak istediğimden ibaretti.

Eve döndüğümde, o fotoğrafı son kez elime aldım ve ufka bakan o çocuğa uzun uzun baktım.

Yıllardır ona söylemek istediğim cümleyi nihayet söyleyebiliyordum.

"Ufukta bir gemi yok.

Ve olmayacak.

Kimse seni kurtarmaya da gelmeyecek.

Fakat bilmediğin bir şey var.

Bir gün büyüyeceksin.

Ve fark edeceksin ki...

Denize açılan o gemi sensin.”

04 Haziran 2026 2-3 dakika 18 öyküsü var.
Yorumlar