Söğüdün Gölgesi

Uzak denizlerden geldim ben…Çok uzak. Senin aklının hayalinin alamayacağı kadar uzak. Yolculuğum yıllar sürdü. Hatta biz yolculuğa başladığımızda ben daha bebekmişim. Doğru dürüst hatırlamıyorum bile. Karanlık bir geceydi. Evet bak onu hatırladım işte. Çok karanlık bir geceydi. Siz nasıl diyorsunuz. Hah buldum. Göz gözü görmüyordu. O kadar karanlıktı yani. Ben babamın kucağındaydım. Bindiğimiz tekne hırçın denize yorgan iğnesi gibi batıp batıp çıkıyordu. Biz aslında iki kardeştik. Kardeşimin yüzü gün gibi aklımdadır. Bana benziyordu, nasıl unutayım? Benim ikizimdi,ne zaman aynaya baksam onu mu kendimi mi görüyorum, bilemem. Ama o çok küçükken ölmüş. Yani dedim ya ben onu hayal meyal hatırlıyorum. Beni babam tutuyormuş o teknede. Kardeşimi ise annem. Bir ters dalga. Hooop; annem kardeşimle suya... Gece nasıl karanlık . Annem çığlık çığlığa… Kardeşim ellerinden kaymış gitmiş. Babam annemin elini zor zahmet tutmuş. Kayığa çekmiş. Kardeşim karanlığa gömülmüş. Annem o sebepten tozuttu zaten. Tozuttu ne demek bilir misin? Kafayı üşüttü yani. Yıllarca beni kardeşimin adıyla çağırdı. Beni onun yerine koydu. Aslında ben yoktum. Kardeşim vardı. İşte ben bu sebeple ben miyim değil miyim tam bilemiyorum. Ne diyordum. Uzak yerlerden geldik biz. Vatanımız yok bizim. Nerede karnımız doyarsa orası bizim için vatan. Bak kaç gündür buradayız. Sağ ol sen bize iş verdin. Alın kırın şu odunları dedin. Biz de sayende ekmek yiyoruz. Neresi burası? Benim geldiğim yere uzak o kesin . Amaaaan çok da önemli değil neresiyse orası. Nasıl olsa üç gün sonra burayı da unutacağım. Ama seni unutmam. Sen hakikatli adamsın. Bize iş verdin. Ekmek yedik sayende. Paramızı da bitamam verirsen değme keyfime. Yenge sıcak ekmek yapar mı? Yoksa siz ekmeği bakkaldan mı alıyorsunuz? Olur mu öyle şey. Hem burası dağ başı sayılır. Bakkal nerede? Çok uzaktır şimdi ora. Söylesende yenge kuzinede köy ekmeği yapsa. Biz aslında köylüyüz biliyor musun? Kardeşim şehirliydi ama o çok küçükken öldü. Dedim ya annem onu denize düşürdü. Neden şehirli dedim biliyor musun? Bir keresinde babam anneme demişti ki” Amaaan boşver biz onu şehirden çalmıştık zaten “ dedi. Bilmiyorum belki de beni kandırmak için söylemiştir. Ben üzülmeyim diye. Annem biraz tozutuk. Hem kardeşimi çalsak bu kadar üzülmezdi değil mi? Demek ki neymiş kardeşim çalıntı değilmiş. Böyle düşününce ben bu sonuca varıyorum. Bizde hırsızlık normaldir. Örneğin babam da çalıntıymış. Bak biz nasıl karayız. O ay gibi parlıyor maşallah. Fark ettin mi o sarışındır. Gözleri yeşildir. Oysa bana bak bildiğin kara bir çocuğum ben. Annem de benim gibi ama babam başka. Yoook ben okula gitmedim. Babam gerek yok dedi. Okuyup da ne olacakmış. Ben de ona katılıyorum. Okumak cehaleti alırmış,eşeklik bakiymiş. E ben zaten eşeğim. O sebeple gerek yok yani okumama. Hem annem beni sıpa gözlüm diye sever. Ama sevdiğinden der. İçinde hakaret yok ama. Valla bak sevdiğinden. Senin adın neydi? Ne biçim ismin varmış ya. Dilim bile dönmüyor. Evet. Ben çok konuşurum. Babam bana der ki onun çenesi beygir s*ki ile sulanmış. Affedersin ayıp şey söyledim değil mi? Özür dilerim. Kibar çocuğumdur aslında ben .Öyle ayıp şeyler söylemesini sevmem.Hep tutarım ağzımı. Gırtlak dokuz boğummuş, konuşmadan evvel dokuz kere düşünmek gerekirmiş. Ama bu benim için geçerli değil. Ben istediğim gibi konuşurum. Benim gırtlağım düz. Boğum yok. İnanmazsan bak. Neden kaşlarını çatıyorsun? Yenge ekmek getirecekti de yemek yiyecektik. Hep çalış hep çalış nereye kadar? Bak babam çalışıyor işte. Ben şuracıkta yatıversem ne olacak ki zaten.Bari yemeğe kadar mola vereyim. Ne diyordum ben çoook uzak yerlerden geldik biz. Yıllar sürdü yıllar. Sen bilmezsin. Babam çalıntı olabilirmiş…Ama sonuçta yaşıyoruz değil mi? Canı veren ekmeği de veriyor. Şu uzaktan bu yana doğru seğirten yenge değil mi? Valla sırtında çıkın var. Yemek geliyor yemek…Yaşasın…Babaaaa gel hele gel….Söğüdün gölgesine gel.

Melih Emeç

Yorumlar (1)
  • Hayatın içinden hüzün dolu yaşananların kısa bir özeti... İnsan bu kimi mutlu kimi umutlu, kimi huzursuz, kaybettiklerine de yanar, kazandıklarına da sevinir... Ömür de böyle gelip geçer kimi zaman boğaz tokluğunun, ekmek kavgasının peşinde... Güzel bir öykü kutlarım...