Uyuyan Sınıf 5.Bölüm
UYUYAN SINIF
Sınıfta kalanların değil hayatta kalanların sınıfı
5.BÖLÜM
YAZAN:OĞUZ BATIN
Cumhuriyet Lisesi'nin öğrencileri arasında yazılı olmayan kurallar vardı. Kimin nerede oturacağı, hangi teneffüste kantine inileceği ve hatta kimin nerede sigara içeceği bile belirlenmişti sanki. Bu kuralların en katı olanı, okulun arkasındaki parkın arkasında, duvarla çalılıkların arasında kalan küçük boş alandı. Burası, sadece “Uyuyan Sınıf”a aitti.
Uyuyan Sınıf, okulun en sessiz ama en tehlikeli öğrencilerinden oluşuyordu. Kimseyle kavga etmezlerdi, öğretmenlere kafa tutmazlardı, ama bir bakışlarıyla tüm sınıfı susturabilirlerdi. Onları öyle yapan şey, yalnızca asi duruşları değil, birbirlerine olan bağlılıklarıydı. Sınıf öğretmenleri Mesut, onlara bu ismi takmıştı. Çünkü derslerde hep sessizdiler, gözleri açık ama sanki başka bir dünyadaydılar.
Bir gün, okuldan disiplin cezası alıp uzaklaştırılan Uyuyan Sınıf üyeleri, bir haftalığına yoktu. Bu boşluk, okulun “sigara içen ama cesaretsiz” öğrencileri için bir fırsattı. Normalde o bölgeye yaklaşmaya bile cesaret edemeyenler, şimdi o gizli mekanda sigara içmeye başlamışlardı. Kimi eğleniyor, kimi sırf havalı görünmek için oradaydı. Ama bilmedikleri bir şey vardı: Uyuyan Sınıf geri dönecekti. Ve Mesut Öğretmen onları izliyordu.
Mesut Öğretmen için Uyuyan Sınıf, okul sisteminin en büyük çelişkisiydi. Onlar akıllıydı ama kuralsız. Dürüstlerdi ama umursamaz. Mesut, onları kaybetmek istemediği için yıllardır göz yumuyordu çoğu şeye. Ama şimdi, onların mekânına göz diken öğrencileri görünce, içinde gizli bir intikam duygusu kabardı. Belki de bu sayede Uyuyan Sınıf'a kim olduklarını yeniden hatırlatacaktı.
Pazartesi sabahı okul kalabalıktı. Öğrenciler teneffüste dedikodu yapıyor, kimin parkın arkasında yakalandığını konuşuyordu. Çünkü bir gece önce, Mesut Öğretmen, bir grup öğrenciyi sigara içerken suçüstü yakalamış, isimlerini disiplin kuruluna vermişti. Olay okulda bomba gibi patlamıştı.
Fakat asıl sarsılan, Uyuyan Sınıf oldu. Mekanlarının kirletildiğini duymuşlardı. Bu sadece bir mekân meselesi değildi onlar için; bu, onurlarına sürülmüş bir lekeydi. Yıllarca kimse o bölgeye yaklaşamamıştı. Şimdiyse, yokluklarında burası başkaları tarafından sahiplenilmişti. En çok da Mesut Öğretmen’in onları değil de, o bölgeyi “kurtarmasını” kabullenememişlerdi.
Aralarında en sessiz olanı, Kerem konuştu:
“Bize savaş açtı.”
Uyuyan Sınıf, bu olaydan sonra yeniden bir araya geldi. Eski sessizlikleri bozuldu. Okulun içindeki dengeleri değiştirmeye başladılar. Ama bu kez amaçları intikam değildi. Onlar artık kendileriyle yüzleşiyorlardı. Gerçekten kimdiler? Bir yerin sahibi olmak mıydı onları güçlü kılan, yoksa birlikte kalabilmek mi?
Mesut Öğretmen, beklediğinden farklı bir sonuçla karşılaştı. Uyuyan Sınıf, mekanlarını geri almak için kavgaya girişmedi. Onun yerine okulun içine döndüler. Derslerde aktif oldular, kulüplere katıldılar, okuldaki diğer öğrencilerle konuşmaya başladılar. Bu dönüşüm herkesin dikkatini çekmişti.
Ama bu değişimin içinde bir kırılma noktası vardı. Eski Uyuyan Sınıf üyelerinden biri olan Yasin, bu yeni halden rahatsızdı. Ona göre bu bir boyun eğmeydi. Yasin kendi başına o mekana geri dönmeye karar verdi. Gittiğinde ise orada tek başına sigara içerken Mesut Öğretmen'le karşılaştı.
"Ben seni kurtarmaya çalışmadım," dedi Mesut, “ama kaybetmeni de istemiyorum.”
Bu cümle, Yasin’in zihninde bir şeyi yıktı. Öğretmeni ona ceza vermek için değil, aslında hayata tutunması için bir fırsat vermişti.
O günden sonra Yasin de değişti. Belki hemen değil ama yavaş yavaş... Uyuyan Sınıf artık uyumuyordu. Okulun diğer öğrencileriyle karıştılar, kurallara uydular belki ama kendilerinden vazgeçmediler. Onlar sessizliklerini kaybetmemiş, sadece başka bir dil bulmuşlardı kendilerini ifade etmek için.
Mesut Öğretmen ise, ilk defa sınıfını gerçekten tanıyormuş gibi hissediyordu. Bazen bir cezayla başlarsın, ama gerçek değişim anlayışla gelir. Bunu en iyi Uyuyan Sınıf göstermişti.