Yalnızlığın Dayanılmaz Albenisinde Yaşamak

İyi duyuyorum kendimi dediğinde karşısında ki akıl iyileştiricinin bir an şaşırtıcı bakışlarını yakalasa da
kendinde; nedeni belirsiz bir şekilde "Tehlikeli Masallar" bitmedi henüz dedi, güneş bulundukları
yere dokunup geçtiğinde artık usul usul batıyordu.

Akıl iyileştirici bu günkü seans bitti demişti sanki çok çok ıraklardan gelen pamukların fırtınalarda
dağılmış sağa sola takılmış pencerelere dallara kollara omuzlara hatta saçlara yapışmış sessizliğiyle de
neden "seansımız" bitti dememişti.

Paylaşmaya bu kadar takılmışlarken, yakınlaşmışlarken, ansızın aşağıdan, sokaktan gelen günlük
gürültülerin kokuların kornaların tekerlek seslerinin motorların tırtırların belki denizden gelen
takaların dalgaların çırpınışların herşeyin ama herşeyin sessizleştiği bir dünya da, akıl iyileştiricinin
gözlerinin içine baka baka ve dikenleri batıra batıra; " sana ben mi izin verdim dedi bana aşık olman
için?".

Yalnızlık zırhına kuşanmayı esasen kendide istememişti ki.

Ona zaten bağışlanmıştı Tanrı ratafından kutsanarak Yalnızlığın Şövalye Payeliği...

Akıl iyileştirci "hani kendini iyi duyuyordun" dedi.

Halbuki geçenlerde camiinin içinde namaza duracakken öğle vakti, densizin biri sesli sesli duaları
okuyarak namazını kılarken rahatsız olmuştu. Öğle kılınalı yarım saat olmuştu. Zaten cemaatle kılmamanın bir cezası gibi gelmişti bu durum ona.
Duramadı. Kalktı yerinden ayakkabıların bulunduğu yere gitti. Orda durdu namaza. Bu kezde sanki sabır denemesindeydi ki; arkasından
biri ayakkabılarının çalınacağını düşünmüş olmalı ki, sırtına dokuna dokuna ayakkabılarını dolaba koyup kilitledi. Namazı terketti.
Döndü. Adamın yakasından sıkıca tutup,
"Şeytan! Şeytan!" deyip kafayı burnunun ortasına gömdü.

Kan gölü... Sevmezdi.

Akıl iyileştirici yüzünü çevirdi.

"Hayır dedi. Sen böyle bir günaha girmezsin! Çünkü senin kanında duyarsızlık kök salmış!".

22 Şubat 2011 1-2 dakika 57 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar