Zamanın Sessiz Yüzü


Zaman, çoğu zaman fark etmeden içimizden akıp giden bir nehir gibidir. Ne durdurabiliriz onu ne de geri çevirebiliriz. Sadece kıyısında oturur, akışını izleriz. Bazen hızla geçip gider; bazen de ağırlaşır, sanki her saniye omuzlarımıza yük olur.

İnsan, geçmiş ile gelecek arasında sıkışmış bir yolcudur aslında. Geçmiş, anılarla dolu bir sandık gibi içimizde taşınır. Kimi zaman gülümsetir, kimi zaman içimizi burkar. Gelecek ise belirsizliğiyle hem umut hem de korku verir. İşte tam bu noktada “şimdi” dediğimiz o kısa an, çoğu zaman gözden kaçar.

Oysa hayat, kaçırdığımız o anların toplamı değil midir?

Bir çaydan yükselen buhar, rüzgârın yüzümüze dokunuşu ya da sevdiğimiz birinin sesi… Bunlar, hayatın aslında ne kadar sade ama değerli olduğunu hatırlatan küçük ayrıntılardır. Fakat biz çoğu zaman büyük hayallerin peşinde koşarken bu küçük anları ihmal ederiz.

Belki de mutluluk, sandığımız kadar uzak değildir. Belki de o, tam şu an içinde bulunduğumuz anın kendisidir. Sadece fark etmeyi bekler.

Zaman akmaya devam edecek. Biz ister yavaşlayalım ister hızlanalım… Ama belki de yapılması gereken tek şey, o akışın içinde kaybolmak yerine, onunla birlikte yürümeyi öğrenmektir.

Meltem Mesture Güven 

06 Mayıs 2026 1-2 dakika 1 öyküsü var.
Yorumlar