Adını Koyamadığım
İçimde bir şey var,
adını koyamadığım.
Hayranlık desem değil,
dostluk desem sığ kalıyor.
Her sohbetinde
aklım biraz eksiliyor,
içimden bir çocuk çıkıyor—
haylaz,
ilgiye aç,
sınır bilmeyen.
Sonra yanından ayrılınca
kendime kızıyorum:
“Aptallaştın,” diyorum,
“fazla yaklaştın.”
Oysa bünyem
günlük bir doz seni istiyor.
Seninle nefes alıyorum,
seninle doyuyorum.
Kitap okurken
gözlüğünü çıkarışın—
ve o gözlerde biriken yorgunluk…
ona müptelayım.
Hayatının tüm evrelerini bilmek istiyorum,
anılarını, kırılma noktalarını.
Aynı zamanda
senin her şeyini:
kavgalarını, korkularını,
yarım kalmış hayallerini,
en saçma hâllerini.
Uyuyuşunu,
hastayken susuşunu,
sevmediğin yemekleri…
İçimde bir şey var,
adını koyamıyorum.
Yanında
hem huzurlu
hem biraz aptal hissediyorum.
Ama sensiz de
olmuyor.
