Ağlamayacağım
Adını çıkardım mahzenden
Sildim gülücüğünün tozunu
Ne güzel bakmışsın öyle
Siyah saçlarında zümrüt mü var ne
Açılmış gözlerin güneşe inat
Bir bebek sığınmış ellerine
Acıyorsa dudaklarım oydukça aklımı
Biliyorum hançeremde bir sen var
Soğuk yatağımda matem var
Balıkçıl kuşların hatırasında
Ve bir yürek atlasında yerin var
Bu sisli şehrin damarlarında aşk
Ufukta el sallayan akşam
Yahut bir bankta denizi izleyen sabah
Bize dair şeyler bunlar bilirsin
Bilirsin tek başına ağlanmayacağını
Hele şarkıların dinlenmeyeceğini yalnız
Ben o yüzden ağlamayacağım
Unutmadım, duvarda asılı kokun
Hani şu bizi derbeder eden imkansızlık
Düşlerimizi çalan asık suratlı adam
Ve yalnızlık, esmer yalnızlık
Kelimelerin sende icad edildiğini
Ve mısraların büyüdüğünü anladım sende
Şiir olduğunu mesela özlemenin
Gözlerinde
Neden susmuştuk hatırladın mı
Sen sevmeyi şehirlerde öğrenmiştin
Balçığında bir köyün bense
Sen mürekkeple yazılan kitaptın
Ben altını çizen kara kalem
Ve bir hatibin dilinde devrik cümle
Sen en güzel sözken söylenen
Şimdi susacağım her zamanki gibi
Sonra gömüp siğneme ellerimi
Ağlamayacağım
Bilirsin biz hiç ağlamadık tek başımıza
Öğrettik uslu olmayı
Bilirsin gözyaşımıza