Topluluktan taze metinler
Bizler emekliler olarak belediyemizden gayet memnunuz. Nasıl memnun olmayalım ki yaş kemale erince serbest kartımızı da aldık ya artık gezip duruyoruz o semt se…
Satıcı veya hileci kişi bir liralık değiştirme değeri olan bir malı 2 liraya sattığında; 2 liranın 1 liralık 1 ürün değer kısmını tüketirken; geriye kalan bir l…
Eve dönmek özüne dönmek. Eve dönmek kendine dönmek. Eve dönmek yüreğine dönmek. Eve dönmek sezgilerine dönmek. Eve dönmek sevgiye dönmek.
"İnsan kendi içindeki kaosu düzenlemeye çalıştıkça, dışarıdaki dünyayı darmadağın eder. -nietzche"
Ben o eve nasıl gideceğim, dedim ve bir taşın daha ağıdını yutup anneme kendi ellerimle uzattım. Ev aynı ev. Sıvası, harcı ve içindekileri ama acısı ve yarası h…
“ Hazla hızlanan adımlar tükenişe koşar; ruhun şifası, yavaşlayıp derinleşmekte ve sükûneti bulmaktadır.”
“ Belki hiç okumayacaksın, bu aciz dil tutulması, acemi, cehil cümlelerimi…” Düşsün, üşüsün, kâğıtta zaman, ne gölgem yürüsün ömür tarihinde, ne silüetim. Bu bi…
\ Yazı başlığındaki “ Allah Var mı?” sorusunu görünce, kaşlarınızın çatıldığını, gözlerinizin öfkeden kızardığını görebiliyorum.\ Haklı olarak bu nasıl soru, de…
\ -Sizinle bir röportaj yapabilir miyiz?\ -Sen beni ne sandın? Terbiyesiz! Adım kurabiye ama şeyimi sizin gibilere yedirmem.\ -Yanlış anladınız. Sizinle konuşab…
Kendi dünyasını yaratan küçük bir kız çocuğu, kitaplarıyla çok mutlu…
Son zamanlarda kitaplarda olsun mektuplarda olsun her tarafta karşıma çıkan iki önemli soruyu sizlere de sormak isterim; Okumaya nereden başlayalım ve neler oku…
“Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, yalnızca öğretmene verilmiş bir görev değil, bir milletin geleceğini kimin…
''İnsan, durduğu yerin kendisi olmadığını anladığı gün özgürleşir.''
Pazar tezgahının kütle çekimser alanına giren özne, önce cüzdanındaki banknotların olmaması dalga dalga alamama fonksiyonunu çökerterek potansiyel varlığı nakdin olmaması somutluğa dönüştürür.
Acının özünde, kelimelere sığmayan; başkasına bütünüyle aktarılamayan kilitli bir çekirdek vardır. Kelimeler çoğu zaman yalnızca acının kıyılarına dokunabilir; …
Sen, sevgilim; kalbin en sihirli cennetinde hasretle konmayı bekleyen o kuştun.\ Yüreğimin atışından seni biliyordum.\ Önce gecikmiş bir zafer gibi heyecanlı, b…
Ben malatya konak \ kasabasında doğdum ilkokulu \ konak kasabasında okudum ilkokul bitti babam bein sen okumasın dedi beni sanayiye bir tamirciye çırak verdi bi…
Bilmiyorum değil, biliyorum soyulduğumuzu… Ama bizim soyulmamızın bile bir edebi, bir usulü var artık. Öyle birdenbire olmadı hiçbir şey. Bir sabah uyandık da h…
Bazı mekânların ruhu vardır.
Her insanın içinde kimsenin bilmediği bir hikâye, dilinde saklı bir dua vardır. En güzel şahidimiz, bizi yaratan Rabbimizdir.
*Yelda Karataş... Seviyorum bu kadını. Kelimeleri birer çıra gibi ateşleyişini, o kelimelerden yükselen dumanı, hayata bakışını, meseleler karşısındaki o vakur,…
Eski gelinlerin çilesi bitmez
UYUYAN SINIF “Sınıfta kalanların değil hayatta kalanların sınıfı 19.BÖLÜM YAZAN: OĞUZ BATIN Gece boyunca kimse uyuyamadı. Cumhuriyet Lisesi’nin altında gördükle…
Zaman Zaman..
“Sanat, gördüğümüz şey midir; yoksa görmek zorunda kaldığımız şey mi?” En güzel sanat, boş bir kâğıda, boş bir duvara bakmaktır aslında. Her insanda farklı duyg…
İnsan kendisine ne zaman yabancı olur, bilmiyorum.
Beraat-ı Gül-i Ab-ı Ak-Taluy Deryâ-yı nâpîdâda metânetle nereye cevlân ederidin? Ab-ı Kevser'e varsan şevk beraatıyla ne içeridin? Sükûnetle zirve-i bâlâdan gül…
Yazılı iletişimde noktalama ve imla kurallarının önemini vurgulamak amacıyla anılır. TRAJİKOMİK Şair'e sordum... \- Şiirlerinde ve yazılarında imla kurallarına …
Yine okula saldırı oldu bugün. Yeni nesil kuşak, daha ne kadar böyle merhametten, vicdandan uzak yaşayacak ? Çocukları merhamet üzerine eğitmediğimiz müddetçe k…
Karasal UHF TV Frekansları Neden 4.5G ve 5G’ye Devredildi
Yazıyı görselle oku, sahneden izle
Ben o eve nasıl gideceğim, dedim ve bir taşın daha ağıdını yutup anneme kendi ellerimle uzattım. Ev aynı ev. Sıvası, harcı ve içindekileri ama acısı ve yarası hãlã kanıyor. Asla ve kat’a ve zinhar! İyileşme olasılığı bulunmayan, onmaz şeyler var içinde. "Ev karadır" dedi Füruğ. Dedim, bizim ev yaradır. Acılarına ve günahlarına taş binayı da ortak etmek böyle bir şey olmalı. Biraz balçık ve katran. Biraz kabuk ve yara. Bu ev, bu mahalle, bu beton binalar sanki yuttuğum taşları kalbime kusuyor. Demek sizde de acı var madam! Ben böyle günlerin sabahı olmaz sanırdım. Biz sonra kaç sabah daha uyandık, bir gecenin öfke doğuran karnından. Sanki dün ölmüşüm gibi herkes ağlamaya başladı, herkes bağırıp çağırmaya ve Kabil’in taşını birbirine fırlatmaya. Oysa insan ölünce önce öksüz kalır, sonra yetim, sonra da yarım. Şimdi beni seviyormuşsunuz gibi ilgi gösterebilirsiniz, yeni doğmuşum gibi başka bir acıdan. Saçlarımdan şefkãtle sevgisiz ellerinizi geçirip, başımı okşayabilirsiniz yapmacıktan.
Çünkü evler de; içinde oturanlar gibi bir süre sonra solup ölmeye başlıyor. O ev benim için artık bir mezar, içine girersem çıkamam!
Yazı başlığındaki “ Allah Var mı?” sorusunu görünce, kaşlarınızın çatıldığını, gözlerinizin öfkeden kızardığını görebiliyorum.
Haklı olarak bu nasıl soru, dediğinizi de duyuyorum. Zaten benim amacım da biraz nasırınıza basmak, sorgulama ve düşünme yeteneğinizi kamçılamak.
Küçük bir köyden büyük şehre taşınan bir kız çocuğu vardı.
Kendini kabul ettirebilmek için türlü türlü numaralar yapardı. Arkadaşları onun konuşmasıyla, kıyafetiyle, ayakkabısıyla dalga geçerlerdi. Çünkü onlarınki gibi güzel eşyaları yoktu.
Son zamanlarda kitaplarda olsun mektuplarda olsun her tarafta karşıma çıkan iki önemli soruyu sizlere de sormak isterim; Okumaya nereden başlayalım ve neler okuyalım?
Aslında bu iki soru sadece bizim gazetemiz için değil, okumak için heves eden herkes için ortak bir soru çünkü bazen insan okumak istiyor ama nereden okumak isteyeceğini bir türlü karara bağlayamıyor. Evet, insan bazen okumaya heves ediyor ama nereden ve nasıl başlayacağını dahi bilemiyor. Bazen bir kitapçıya uğrarsın onlarca kitap arasında hangi kitabı alıp okumaya başlayacağın konusunda kararsız kalıyorsun.
Büyüklerimiz çoğu zaman hep bize hep şunu söylerdi; “ Bizim zamanımız zordu, siz çok şanslısınız…”
Bu cümle nedense her nesilde tekrar tekrar edilen bir söz gibi olmuştur ama bu konuyu biraz daha açmak gerekiyor.
Bazı sorular vardır ki cevabı herkesten tarafından çokça merak edilir. Ama kimse cevabını tam olarak bilmez. Son yıllarda sokakta, pazarda, meydanda, markette otobüste en çok duyduğumuz cümle de şu oldu; “ Ekonomi ne ara bu kadar bozuldu?”
Aslında hiçbir şey bir gecede ansızın olmadı. Tıpkı yavaş yavaş yaşlanan bir insan gibi. Ekonomik sıkıntılar da zaman içinde büyüdü. Fakat insan, günlük hayatın telaşı içinde bunu fark dahi edemedi. Bir gün ekmek fiyatı arttı. Başka gün kiraya zam geldi. Sonra ise elektrik, su faturaları kabardı. Derken bir sabah uyandık ve hayatın bir daha eskisi gibi olmadığını gördük.
İlk öykünü ya da denemeni paylaş; okur ve yazar topluluğuna katıl.
Yazılar sayfasını tanıtan kısa rehber
Yazı, edebiyatın en geniş soluklu alanıdır: öykü, deneme, anı, gezi ve söyleşi bu çatı altında buluşur. Edebiyatla'da topluluğun yayımladığı özgün metinleri okuyabilirsin.
Öyküler ve denemeler kategoriler, günün seçkisi ve güncel akışlarla bir araya gelir; yazılar tek akışta keşfedilir.
Kendi yazını yayımlayabilir, takip ettiğin yazarların yeni metinlerini kaçırmazsın.
Evet. Giriş yaptıktan sonra öykü ya da deneme oluşturma sayfasında başlık, açıklama ve metni ekleyerek yayımlayabilirsin.
Yazılar yayımlanma zamanı, seçki durumu, kategori ve topluluk etkileşimlerine göre ilgili bölümlerde gösterilir.
Evet. Yazına bir kapak görseli ya da desteklenen bir video bağlantısı ekleyebilirsin.