Topluluktan taze metinler
Kolektif bağ kırılmasına ilişkin bu iki örnek ile geniş kesim, mal mülk mirasından yoksun oluyordu. Yine geniş kesim yarın ne olacağım kaygısıyla stresli ve ruh…
Bazı sesler, kilometrelerce uzaktan gelse de tam kulağının dibinde durur gelse de tam kulağının dibinde durur.
Kabuslar dolu gecenin sabahında söz vermiştim kendime.Nereden başlayacağımı bilmeden herşeyi düzeltmeye çalışmak çok yordu.Gönlümde hatrı kalır insanları tek te…
Bir çiftlikte bir eşek ve sahibinin kucağından inmeyen bir köpek varmış. Eşek bu işe(!) kızmış ve köpeğe, “Ben o kadar efendime hizmet ediyorum ama hiç takdir g…
Sizde öyle mi düşünüyorsunuz? Bir kereden bir şey olmaz diyenlerden misiniz? Ama işte o bir kere sonrasında hayatı zindan ediyorsa birilerine, yavrularımıza... …
Bir hikayenin tam kalbinden sökülmüş fragment...
UYUYAN SINIF\ “Sınıfta kalanların değil hayatta kalanların sınıfı”\ 20.BÖLÜM (FİNAL)\ YAZAN: OĞUZ BATIN\ Cumhuriyet Lisesi’nin bahçesi o gece ışıl ışıldı.\ Renk…
Koynunda yaşadığımız, bağrında nefes aldığımız Dünya’nın yaşı jeologlara göre 4,54 milyar yıl olarak tespit edilmiş! Ayrıca parantez içinde (4,54×109 yıl) diye …
Bazı insanlar hayatımıza ansızın gelirler. Büyük gürültüden uzak, sessizliği ve köhne bir zamanın sihirli yanıyla “merhaba” der gibi. Ansızın. Öylece. Işık hızı…
Seans 2 : Dünyayı omuzlarınızda taşımayı bıraktığınız gün, nefes almaya başlayacaksınız.
"Mürekkebin ve kağıdın zamana meydan okuyan o saklı rayihası, insanı kalabalıkların gürültüsünden çekip kendi içindeki en asil sığınağa ulaştıran en sadık rehberdir."
\ Harput'a yani çocukluğumun geçtiği bende adeta bir kanser ya da verem tesiri yapan sevdalım mistik kente girişte evvela sizi Belek gazi buyur eder. Ovaya hâki…
Bazı depremler şehri yıkmaz, insanın içinden geçer. Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır; oysa insanın içinde hâlâ enkazlar, yarım kalmış vedalar ve dinmeyen sarsıntılar vardır. Bu satırlar, kimseye belli etmeden yıkılanların hikâyesidir.
Bir telefonla değişir tüm zaman...
"Yabancılar , doğmadıkları bir yere giden insanlardır."
-Bu kadar paraya olmaz?\ -Ne kadar istiyorsun?\ -Bak eğer yakalanırsam ben biterim. Madem bu kadar büyük riske atıyorum kendimi en az bunun on katını isterim.\ …
Zihninde sürekli olarak başa dönen; durmadan, bıkmadan, yorulmadan dinlenen o şarkılar… Bir kentle bütünleşmiş, asfaltına sinmiş, sokak lambalarında yankılanmış…
Oysa aşk; tüm farklılıklara rağmen birlikten doğan o "biz" olma yolculuğu değil miydi?
*Oslo’da eylülün son günü. Bisikletimle Vigeland Parkı’nın o heybetli dövme demir kapısının önündeyim. İkindi güneşi henüz şehri terk etmemiş. Direncinden taviz…
Gazeteciler...
Şansı yaver gitmeli bu hayatta.
\ Anam var babam var bacım var diye sevinme hasta olduğunda başına bir hal geldiğinde gelip başında duracaklar diye övünme sonra başını taşlara vurursun abim va…
’’Ben varım ve buradayım’’ diye fısıldayana kadar kulağıma aşkın nağmesi, küllerin derdi olmaz sanırdım. Ne de olsa yanmıştı ve bitmişti… Bu, benim büyülenmiş d…
İNSAN GERİDE NE BIRAKIR? Bir ömür yaşadım. Sevinçlerim, kırgınlıklarım, güvendiğim insanlar ve özlediğim günler oldu. Zaman zaman sustum, zaman zaman anlatmak i…
Ailemin tek rastafarisi benim….. Bir münzevinin yeryüzüne, özgürlüğe ve insan denilen o tuhaf mahlûkata dair gecikmiş itirafları…\ Ailemin tek Rastafarisi benim…
18 yaşında yetimliğin ve karşılıksız bir hayalin gölgesinde hakikati arayan bir delikanlıya; 37 yaşından, nasip olmuş mutlu bir yuvanın ve geçmişe duyulan minnetin pencereli cevabıdır.
Eve dönmek özüne dönmek. Eve dönmek kendine dönmek. Eve dönmek yüreğine dönmek. Eve dönmek sezgilerine dönmek. Eve dönmek sevgiye dönmek.
"İnsan kendi içindeki kaosu düzenlemeye çalıştıkça, dışarıdaki dünyayı darmadağın eder. -nietzche"
Ben o eve nasıl gideceğim, dedim ve bir taşın daha ağıdını yutup anneme kendi ellerimle uzattım. Ev aynı ev. Sıvası, harcı ve içindekileri ama acısı ve yarası h…
Kendi dünyasını yaratan küçük bir kız çocuğu, kitaplarıyla çok mutlu…
Yazıyı görselle oku, sahneden izle
Telefonun ekranı akşamları en çok parlak olan şeydi benim için. Yatağa uzanmış, tavana bakarken bir mesajın gelmesini bekliyordum. Mesafe bazen bir yük gibi omuzlarıma çöküyordu, bazen de bir sır gibi hafiflik veriyordu. Şehirler arasındaki yol, haritada parmağımın ucuyla rahatça geçebileceğim kadar kısaydı. Ama içimde o yolun uzunluğu, her gece yeniden ölçülüyordu.
Onu ilk duyduğumda bir şarkının nakarat kısmındaki gibi bir sesi vardı. Yüzünü bile sonradan gördüm. Önce sesine alıştım. Sabahları "Günaydın" derken sesinin biraz uykulu çıkması, akşamları yorgun bir "İyi geceler" demesi, bütün bunlar benim gününün ritmi oldu. Kimse bana bu kadar basit şeylerle yaşamanın mümkün olduğunu söylememişti.
Kabuslar dolu gecenin sabahında söz vermiştim kendime.Nereden başlayacağımı bilmeden herşeyi düzeltmeye çalışmak çok yordu.Gönlümde hatrı kalır insanları tek tek aradım.Helalleştim,sabrettim.Kapattım tüm defterlerimi.Tek o kalmıştı,kararsızdım.Bir sabah ona yazdığım kitaptan sayfalar yolladım.Kime diye sordu ? Cevapsız bıraktım.
-Sen beni seviyormusun diye tekrar sordu.
"...Lord, önce yükselen Ay'a dehşetle baktı; "*Ne kadar berrak! Ne kadar yüce!*" dedi ve sustu. Yükselen Ay, onun tepesinde ilahi bir vicdanmış gibi durarak Lord'a yaptığı şeyi sorgulatıyordu. Ne yapmış mıydı? Yükselen berrak ve yüce Ay'ın ilahi huzurunda anlatayım:
Oswestry kalesinin ve sınırın lordu, Kralın sadık Baronu, Lord Pec'hedan FitzAlan, bir gece ansızın gece ayini düzenlemeye karar verdi. Gecenin köründe muhafızlar Rahip Erwan'ı apar topar uyandırıp kale şapeline götürdüler. Rahibin yanında ayrıca Rahibe Aberzhen da vardı. Kalenin soğuk ve esrarlı koridorlarının sonundaki mum ışıklarıyla kör bir ışıkta tüm kale sakinleri yarı uykulu vaziyette rahibi dinliyor, ellerini bağlayıp dua ediyormuşçasına gözlerini kapatarak uyukluyorlardı — rahip de dahil. Küçük ve sıkışık şapel odasında sadece iki kişi gerçekten uyanık bir şekilde Tanrı'ya yalvararak dua ediyorlardı: Biri Rahibe Aberzhen, biri Lord FitzAlan'dı. Rahibe, Tanrı'ya sonsuz ve saf bir bağlılıkla ondan günahlarını affetmesini, arzularına hâkim olup Tanrı'ya yakışır namuslu bir kul olmayı diliyordu. Rahibe gözlerini gece rüzgârında seyiren mum ışığındaki tahta haça dikmiş; Meryem Ana'nın İsa'ya bakarcasına bakıyordu haça: Gözleriyle tapıyordu. Lord FitzAlan ise Tanrı'ya onu affetmesi için değil, gözleri önündeki o siyahlar içindeki genç ama olgun bakışlı yüzü öpmek; şapelin incecik dar penceresinden saçılan Ay ışığının parlattığı naifçe ama sadakatle birbirine kenetlenmiş ellere dokunmak için yalvarıyordu Tanrı'ya! Lord, içten içe yanıyor, gözlerini ondan ayıramıyordu. Gece, tüm gece ve günler boyu aklı o suskun, ince dudaklarda kalmış, artık dayanılmaz hâle gelip içini yakmaya başlamıştı; bundan dolayıdır ki gecenin bir vakti bu anlamsız ayini düzenletmişti. Lord FitzAlan, o dolgun yanaklara baktıkça artık dua etmeyi bile unutmaya başlamış, sadece kendini onun hemen dibinde, yakınında olduğu hülyalara dalmıştı ki tam bu anda papaz "Amin" diyerek ayini bitirdi. Herkes istavroz çıkarıp şapeli terk etmeye başlamıştı. Rahibe ise küçük ağzıyla sessiz ama âşık bir gönlü kahredecek kadar tatlı şekilde "Amin" dedi ve nermin ellerini hafifçe açıp istavroz çıkardı ve rahibin yanında onun çıkmasını beklemeye başlamıştı. Herkes birbir giderken Lord, Leydi Toncadura'nın çıktığını görünce rahibin yanına yaklaşıp kulağına sessizce "Şapelin temizlenmeye ihtiyacı var" dedi. Rahip ise saygıyla "Sabah birini hemen yollarım efendim" dedi; ancak Lord sert ve kısaca "Şimdi... Temizlenmeli rahip" dedi. Rahibin aklına türlü türlü düşünceler, fikirler dolduysa da Lord'a karşı gelecek bir özgüveni ve cesareti yoktu. Rahip yavaşça karanlık şapelin aydınlık tarafına dönüp Rahibe Aberzhen'e "Aberzhen, Lord efendimiz şapelin şimdi temizlenmesini istiyor" dedi buyurgan bir şekilde. Rahibe ise ölgün gözlerini hafifçe açıp tekrar o sessiz ama iştah kabartan sesiyle "Elbette, rahip" dedi ve baş eğip yavaşça şapeli temizlemek için süpürge ve su doldurmaya gitti. Rahip, Lord'a dönerek iyi akşamlar dileyip çıkıp gitti. Lord ise sessizce şapelde durmaya devam etti. Dar pencereden Ay'a baktı ve baktıkça aşkı kabarıyordu. Ancak gözleri haça kaydığında bu aşkın yerini günahkâr bir sıkıntı alıyordu. Lord, üstündeki kat kat kumaşı sıkıp arzusu ve vicdanı arasında tartışıyor, hatta yavaşça vicdanına yenilip şapelden çıkmak için geriye dönmüştü. Döndüğünde ise onu bekleyen gölgelerin kapladığı boş koridor değil; Ay'ın ince ışığında parıldayan kahverengi iki göz, dolgun bir elma gibi şişkin yanaklar ve incecik burun altında sessizce birbirine yapışmış narin dudaklardı...
Geçen hafta annemin eski çekmecesini karıştırırken bir zarf buldum. İçinde sararmış birkaç fotoğraf vardı. Çoğunda tanıdık yüzler gülüyordu ama birinde, bir kayığın kenarında oturan genç bir adam vardı. Yüzünü tam seçemiyordum, güneş gözlerini kısmıştı. Fotoğrafı çevirdim.
Arkasında, neredeyse silinmiş mavi bir kalemle yazılmış tek bir isim duruyordu: Halil.
Koynunda yaşadığımız, bağrında nefes aldığımız Dünya’nın yaşı jeologlara göre 4,54 milyar yıl olarak tespit edilmiş! Ayrıca parantez içinde (4,54×109 yıl) diye de yanına matematiksel bir not düşülmüş! (4,54x109) değerinin hem bilimsel- hem de dinsel olarak ayrı ayrı anlatmak istediği sırlar araştırılmaya ve bilimsel olarak açıklanmaya muhtaç.
Bilim adamların hiç ara vermeden gece gündüz demeden matematiksel sırları çözmek için kendilerini paraladıklarını elbette biliyoruz.
Bazı insanlar hayatımıza ansızın gelirler. Büyük gürültüden uzak, sessizliği ve köhne bir zamanın sihirli yanıyla “merhaba” der gibi. Ansızın. Öylece. Işık hızında ve mucizevi.
Bazı insanlar hayatımızın çemberinden geçerken bahçemize gül ekerler. Küçük ayrıntıların büyük duygularıyla engin merhabalarla geliverirler. Ansızın. Bir bakış, yarım kalan bir cümlenin devamı gibi gelir. O cümle ömrünce devam etsin istersin. Bir sepeti çiçeklerle donatıp karşına çıkmış gibi.
İlk öykünü ya da denemeni paylaş; okur ve yazar topluluğuna katıl.
Yazılar sayfasını tanıtan kısa rehber
Yazı, edebiyatın en geniş soluklu alanıdır: öykü, deneme, anı, gezi ve söyleşi bu çatı altında buluşur. Edebiyatla'da topluluğun yayımladığı özgün metinleri okuyabilirsin.
Öyküler ve denemeler kategoriler, günün seçkisi ve güncel akışlarla bir araya gelir; yazılar tek akışta keşfedilir.
Kendi yazını yayımlayabilir, takip ettiğin yazarların yeni metinlerini kaçırmazsın.
Evet. Giriş yaptıktan sonra öykü ya da deneme oluşturma sayfasında başlık, açıklama ve metni ekleyerek yayımlayabilirsin.
Yazılar yayımlanma zamanı, seçki durumu, kategori ve topluluk etkileşimlerine göre ilgili bölümlerde gösterilir.
Evet. Yazına bir kapak görseli ya da desteklenen bir video bağlantısı ekleyebilirsin.