Alfabesiz Çığlıklar
Çocuk gülüşünde sığınmışız maviye,
En asi, en hür parçası gökyüzünün...
Kimi çocuk
Doğarken giyer bu kavgayı,
Kimi daha beşiğinde sürgün,
Beşiğinde gurbet
Haritasız yollar düşer payımıza.
Adımız yazılmaz,
Geçmez hiçbir resmî kayıtta,
Sanki hiç yaşamadık.
Hiç mi sevmedik ulan
Hakikat dedikleri faili meçhul,
Yasadışı bir türkü,
Söylenmesi yasak,
Unutulması imkânsız,
Kanlı bir yaftadır boynumuzda
Elbet var suskunluğun da bir sonu.
Kabuğunu kıran sabır
Tükenir bir gece vakti
Patlar o zindan sessizliği,
Taş duvarlara, demir kapılara kazınır
Kelepçesiz.
Alfabesiz çığlıklarımız.
Gittiği her kentte kanar taze bir gurbet,
Hangi göğe baksa, kendi zifiri karanlığını
Yıldız sanıp giyer omuzlarına...
Sürgüne gönderilmiş düşlerimiz var bizim,
Sınır boylarında,
Tellerin dibinde kurşuna dizilen taylar
Yelelerinde faili meçhul baharlar,
Vurulmuş sevdalar taşır
Yine de vazgeçme,
Getir o maviyi
Sürgün renklerin buluştuğu
O en uzak ufuklardan sök al
Kırılsın sabrın o paslı,
O kalleş kilidi
Yasadışı bir türkünün en yanık,
En fırtınalı yerinde
Pasaportsuz,
Sürgünsüz
Azad dönsün düşlerimiz