Âmâ Değilim Sevgilim
Usulca vuruyor camına kışın arsızlığı,
Başında yalnızlığın örtüsü
Kendine sakladığın yarınların ile
Bekliyorsun bir bacası patlak sobanın başında...
Uzak bir köy türküsü gibi,
Tezeklerinden arınmış toprağın verimi
Aşağı ki mahalleden duyuluyor ıslığı
Bir köpeğin hınzır uluması gibi...
Hamuru karan nasırlı ellerinin çatlaklığı
Mayası bozuk bir serserinin çığlıkları
Yapışıyor da çıkmıyor hüzünlerimize.
Ayrılık çanları koyunların boynunda sallanırken
Çoban köpeğinin yorgunluğu bitiyor sundurmanın eşiğinde.
Çaylarını karıştırırken yorgun çiftçiler,
Ritmini bulamayanların çayı şekersiz içtiği belli.
Kahvehanenin buğulu camından çağırıyorum seni
Oysa taşlarını yeni dizdin ruhumun
Usulca öp alnımdan,küçük bir hayaldi benimkisi...
Roman bitti,kitap kapandı sevgilim.
Bir sonraki Aralıkta, gözlerimi karanlıktan çıkarırsam
Seni göreceğim! Âmâ olan ben değilim
Sensin karanlıklarda rengarenk çizdiğim...