Ana Ve Oğul
Bir gün, bir çığlık duyuldu, metruk, köhne bir evden,
Komşular koşuştu, yardım ettiler, hep bir elden,
Ayağı kırık karyola da, yeni Ana olmuş bir kadın,
Durmayın komşular, koşun yavruya belek yapın.
Komşular dağılıp, hep bir elden el ettiler,
elde ne var , ne yoksa hibe ettiler,
Ana'yı, mahcup ve bahtiyar ettiler,
Ana gururlu, sanırsın onbeş yaşında,
Ana onurlu, bekler yavru başında,
yavru girmiş, henüz bir yaşında,
Ana çaresiz, yemek yok bulgur tasında.
Yiğidi Şehit düşmüş Doğu da hala onun yasında,
Ana bekler yavru başında,
Ana'nın gecesi gündüzü yok, çalışır el kapısında,
oğul girmiş on yaşında,
Ana çökmüş sanırsın elli yaşında...
Ana'nın, saçları ak, yüzü kırışık,
olmadı kaderle, bir gün garibim barışık,
Nedendir bilinmez, bütün işler karışık,
Ana çökmüş, sanırsın yetmiş yaşında.
Ana yemek yapmış, oğul, gelin, torun gelecek,
Acaba, oğul Ana'yı, nasıl görecek,
Yavru hasretini, Ana da dindirecek,
Ana sanırsın gençlik yaşında.
Oğul mühendis, haber göndermiş, bu yıl da gelemezmiş,
Avrat, izin vermez ise, kendisini göremezmiş,
Köhne yerlerde rahat edemezlermiş,
Ana çökmüş, sanırsın yüz yaşında.
Ana'yı, toprağa verdiler, kimsesizler mezarlığına,
Oğul, hergün içerler, hayırsızlığına,
Oğul derbeder, oğul perişan, gider mezar taşına,
Mevlam bakmaz, artık, bu timsah gözyaşlarına!...
Bütün Fedakar Türk Analarına armağan olsun .
İlyas TAN. Antalya...