Anne
anne
bu boş sayfayı yine senin yerine koydum
ve kalem de ben
yazıyorum sana tüm dertlerimi.
öyle ya
senden başka beni kim anlayabilir
kim rahatlatabilir içimi senin gibi...
anne
çiçekler aldım evime, onlarla konuştum
ama dilleri dönüp de bana bir kelime
cevap vermediler. duvarlar suskun
eşyalar da sessiz...
penceremin kenarındaki elma ağacıyla dertleştim
uzunca bir yıl. çiçeklerini kıskandığımı anlattım ona
onun gibi açmak istediğimi söyledim
geçen yıl çiçek açmadı biliyor musun?
anne
ne olur kızma bana ama
her gün her sabah uyanmak istemiyorum
yatağımdan kalkıp, perdelerimi
açmak istemiyorum, yorgunum...
kanatlarım kırıldı benim çoktan, çoktandır
çırpınıyorum da uçamıyorum
başım hep öne eğildi anne.
kamburumun çıkması oturuşumdan değil
sırtımda taşıdığım yalnızlığımdan
yüzümün yere düşmesinden kaynaklanıyor
oturuşumdan değil anne
oturuşumdan değil...
yalancı mutluluklarla avutuyorum kendimi
bir taş kolye insanı ne kadar mutlu ederse
o kadar mutluyum işte.
bunca yıl döktüğüm gözyaşlarım
bir araya gelse, bir değirmeni
çevirmeye yeterdi herhalde.
anne
büyük şehirleri kalabalık diyorlar
yalan anne yalan.
ya ben bakınca görmüyorum
ya da bu şehirde insan yok!