Annem'e Mektup
Soğan kokulu parmaklarınla ,
gözyaşlarımı silerdin ,
Ninnilerini hatırlamıyorum ,
Ninniler hatırlatıyor mu ? beni sana...
Söyledin mi Anne ?
Uyusunda büyüsün dedin mi ?
Büyüdüm de yürüdüm ,
Yürüdüm di mi hep başkalarına ...
Bir köy ilkokulunda ,
Ceviz kokan , gübre kokan çocuklara,
Gülen gülüşüne dalıp giden çocuklara
Öğretmendin , Sinop'ta ...
Onların ikinci annesiydin ,
Benim tek ...
İlkokul öğretmenimi neden bilmem
sevemedim pek,
Belki de gülmediğinden ,
Belki , sadece sabun kokulu
çocuklara gülümsediğinden ...
Sabun kokmamalıydım ,
Yıkama beni Anne ...
Paylaşmaktı ilk öğrettiğin çocuklarına ,
Ama ;
Satılmıyor ki ana sıcağı sokakta ...
Ağlamıyorum artık Anne ,
Olur olduk herşeye ,
Daha ağlanacak şeyler buldum
kendime,
Mesela, soğan kokulu parmakların ağlatıyor ,
Soğan ağlatmaz Anne ,
Gözyaşı çağırır sadece...
Bulgur pilavı yapıyorlar hala ,
tencerelerde ,
Yanına soğan da kırıyorlar ,
Ayransız olmaz di mi Anne ?
Yanına ,
TRT 'deki dizi film de
iyi gidiyordu hani ,
Kapatalım deme ,
Televizyon yorulmaz be Anne ...
İyi ki kapatmamışsın ,
O dizi de hatırlatıyor seni , bana .
Ne garip di mi?
İnsanlar hala bulgur pişiriyorlar
evlerinde ,
Sen yokken ...
Hayırsız çıktı bulgurların ,
Belki bulgurların gibi oğlun ,
En azından sevindiğim ,
Bulgurların içindeki taş değildi oğlun ,
Hala evden çıkarken ,
Güle güle diyorum evdekilere ,
Bir türlü öğrenememişim di mi Anne ,
Allah'a ısmarladığı ,
Allah'a ısmarladık ,
Dönmedin,
Geri vermedi işte ,
Verdiklerini ise
Sonra hep geri aldı ...
Bundan sonra ALLAH'a ısmarlamayacağım ,
Güle güle ANNE ...
10 - Aralık - 1997