Ârıza Şiir
'muhakkak ki kılınç, kansız konuşmaz;
ve şüphesiz ki bütün kılınçlar mâsûmdur.'
bu şiir, müslüm'ün 'yollara rest çektim, isyanlardayım'
şarkısıyla iyi gider. o şarkı yoksa, ferdi'nin 'hayırsız' şarkısı da olur.
çağ, ç'engelli bir ağ; kredi çek, taksitle yaşa
bank/not illeti iliğe karıştı; spermin de bankasını yaptılar
haberiniz yok, televizyon sizi seyrediyor, filminde oynatıyor sizi;
reklamında rol veriyor; sizi size pazarlıyor, sizi size satıyor
salyangozun salyasını sürün, 3 haftada sindi kravfırt gibi olun
bir hanım teyze de aşk ı maymun'un kitabını görür, şaşırır;
esila! ayol bak, filmin kitabını da çıkarmışlar...
don-kilot don kişotlar, sektörün değirmenine yel; üfle!
bir parfüm sıktım, hayâtım değişti mevzûları...
çok dokunaklı bir hikâye! ablası, kamera tam sana bakıyor, ağlayabilirsin
sakın reklama girme reji!
oranızı-buranızı pazarladınız, bi gözyaşınız kalmıştı yâhû!
âh! deklanşörün, reytingin kaldırma kuvveti! neyi kaldırmadı ki!
tecavizyonu coşkun'a havâle edip, yolumuza gidelim
ablacığım; kedi besle, kuş besle, balık besle...
tamam köpek de besle, ama bu köpek, eşek kadar
tamam, çişiyle mutlu oluyorsun, tamam o seni anlıyor
ama o bizi anlamıyor, n'olur bizi anla!
bak, zor zabt ediyorsun, maâzallah elinden kurtulsa
parkı kasap dükkânına çevirir bu hayvân
karabaş, fino, lesi neyine yetmiyor da, elindeki senden büyük
he abla? tamam hayvânları sevmek güzeldir,
ama insânları sevmek de güzeldir.
tavsiye ederim, bir fukarayı al, karnını doyur, barındır
sana, o köpekten daha çok şey verecektir.
dinlediğin şarkıyı otobüs cemaâtinin hepsi dinliyor
lan oğul, adı üstünde kulaklık! sesi kulağa verir yâni
hepsi de vazifeli, tornadan çıkmaş gibi: dımtıs dımtıs dımtıs
geçen habere çıktı; bir pilgisayar çelik-çomağının son sürümü çıkmış da
o oyunu mağazadan almak için kimi 20 saattir, kimi 17 saattir bekliyor
kimi, bir köşede uyukluyor; kimi, battaniyesine sarılı...
bu, oyunun oyuncağı rem yiğitlerini diyorum azîzim,
doğunun dağlarına sürecek, bir öğünden fazla da yemek vermeyeceksin
vereceksin keleşi eline; bak berke bak bu keleş, koş arda koş dağa koş
biliyorum, yarısı korkudan telef olur bunların; diğer yarısı cipssizlikten
parklar, artık birer hayvânât bahçesi;
salıncağı kıran hayvânlar... kabuklu-kabuksuz
her şeyi ortaya atan hayvânlar
hızını alamayıp, bankın üstüne çıkıp,
oturulacak yere ayağını bırakmış hayvânlar
bu parklara en az zarârı veren; essâh kediler ve köpeklerdir
gazâya değil, bir yerden bir yere gidiyorsun, gaza basma, kazâya yasma
hele bayram dönüşlerinde, her yer, her bayram kurbân
hız kurbânı, sollama-kollama kurbânı, şişe kurbânı...
boksa spor diyecek kadar kendine yabancılaştın ey insân!
kim ne kadar kaş-göz yarıyorsa, kim ne kadar çok dövüyorsa o kazanıyor
ne spor ama!
bir centilmenlik yapayım dersen, bu, dayak yemek demek
ne spor ama!
29 eyl 2012
el'vakt: 04:57