Aşk-ı Hakîki

Göklerin ve yerin nuru üzerine yemin olsun;

Bin asrın altında ezilen bu aciz kalp, varlığınla çiçek açtı.


Gecenin kör karanlığından süzülen bir nur, kamaştırdı hayatımı;

Alnından başlayıp şakaklarına dökülen saçların, sarıverdi ruhumu.


Öylece kaldı zaman yerinde, yürümeyi unuttu bir an;

Fırsattan istifâde, kalbinin yanı başına kıvrıldı ruhum.


Sende yaratandan bir parça var, tanımsız...

Gülüşlerin uzaklardan dokunuyor yanağıma; öyle saf, öyle merhametli.


Senden bir nebze bulmak ümidiyle yürüyebilirim koca dünyayı;

Bir derviş misali, bir abdal misali... Bir âşık, misalsiz...


Deniz kabukları cebimde; serabınla baş başa, kulağımda ezgin.

Billaos Nehri karışıyor ruhuma; süzülüyorum geçmişimden geleceğine.


Her gecemde üzerime yağıyor küçük gülücük tanelerin;

Toprağıma huzur ekiyor, sen uyurken nefesin.


Karnımı ağrıtıyor sana değen nazarlar; susuyorum sana.

Sakınıyorum seni bütün gözlerden, bütün sözlerden; söyleyemiyorum.


Uzaklarda, bir yerlerde, gelgitli bir deniz gibi;

Huysuzlanıyorum yokluğunda.


Ormanın ortasında çatırdayan bir kütük misali;

Kimse kanıtlayamaz yüreğimden gelen sesleri.


Mezopotamya ve diğer diyarlarda, âşıklar kavuşamamalarıyla ünlü;

Hani şu meşke muhalif âşıkların mitologyası.


Sevda hırkasını giyenler bilir.

Teberi ile arşı yaranlar bilir. 


Enlil, Anu, Enki şahit olsun; 

Vişnu, Şiva, Brahma şahit olsun;

Zeus, Jüpiter, Gök Tengri şahit olsun;

İsa, Yehova, Allah şahit olsun; 


İştar ve Dumuzi şahit olsun;

İnanna ve Tammuz şahit olsun; 


Sabır, sevdanın en kadim ibâdeti...

İbâdetimi aksatmayacağım! 






02 Temmuz 2026 182 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar