Aşk (Yok)lamaları
Sen dua dua ararken aşkı semada
Ben pamuklar sardığım yaralarımdan
Tutun(I)dum sana
Koylarında başı boş bir çocuk
Evcilleşme safhalarında
Israrla kanırttın sevdayı
Kanaatkar gönül sancağıma!
Sevmenin rengi yoktu elbet
Gün ağarırken iki kişilik
Sevişken börtü böcekten sorgulu
Düşler yamanırdı dokun/aklı tutkulara
Ve sen onsekizinde bahara eş
Hüvviyetindeki hecelere rağmen!
Bizi ekledin ansızın bir seyir defterine seyyahın
Antik kentlerde arkeolojik kalıntıydı sevda
Seninle öyle değerli
Öyle başı hoş
Çağlayan misali
Karışırken kanıma!
Gül/ümsemelerinde ilk yazın
Gözlerin açardı toprakları kalbimin!
Bayrağını sallayarak girdin surlarından
Yeni yetme inançlarına küskün
O ihtiyar bahtiyarın!
Çarmıha gerilen bir asilzade
Gurura gebe
Çokça bıçak sırtı ayrılıklardan muzdarip
Parmak uçlarında vukulaşan varlığınla
Selam durdu acılara
Sıyırdı etten kemiği
Kasvet düşkünü bir gecenin yamacında!
Ve sen dokunulmadan hissedilebilecek kadar
Ben olmuşken
Sorgu masalarında çürüttün aşkı
Bilinçaltı yoklamalarınla!
/Suç: aleni dile getirmemek özlemleri
Suçlu: gölgene münhasır bir kız çocuğu
Tanık: yüreğin/
Tuz bas artık bu yaraya!