Aşkınla Yanar Bu Dertli Gönül
"Bu şiir; fani dünyanın seraplarından sıyrılıp nefsi arındıran, kalbi İlahi aşk ve zikirle ebedi huzura ulaştıran manevi bir vuslat yolculuğudur."
Aşkınla yanar bu dertli gönül, her bir nefeste,
Yandıkça küllerinden yeniden doğar bu aciz canım.
Yeniden doğan can, duramaz artık bu dar kafeste,
Uçar sana doğru, kalmaz dünyada ne tahtım ne hanım.
Ne taht kaldı gözümde ne han, düştüm yollara,
Yollar ki beni nefsimin karanlığından çekip alacak.
Çekip aldıkça ruhumu fani dünyanın kirinden,
Kalbim sadece senin o mukaddes sevginle dolacak.
Sevginle dolan kalpten akar gözyaşları sel gibi,
Akan o yaşlar, günahın kirini yıkayıp pak eyler.
Pak olan gönül sarayına tecelli edince nurun,
Dil durur, akıl susar, ruh derinden Hu deyler.
Hu dedikçe gökler sarsılır, yerler boyun eğer,
Eğilen başlar secdegahında bulur gerçek izzeti.
İzzeti bulan kul, dünya mülkünü bir pula satar,
Satılan fani ömürde tadar o ebedi lezzeti.
Ebedi lezzeti tadan ruh, dönüp bakmaz masivaya,
Çünkü masiva dediğin, gözü boyayan bir seraptan ibaret.
Seraptan uyanıp gerçeğe uyanınca can gözü,
Baştan ayağa nur olur, baştan ayağa hidayet.
Hidayet ufkunda erir varlığım, yok olur benliğim,
Benlik gidince ortada sadece O Yüce Yaradan kalır.
Yaradan'ın aşkıyla dolup taşan bu fani beden,
Her bir zerresiyle ancak O'nun zikrinden tat alır.
Zikrinden tat alan gönül, nihayet erdi muradına,
Muradına eren kul, zamansız dokunuşla huzur buldu.
Huzur içinde teslim ederken bu son nefesini,
Aşkınla yanan bu dertli gönül, sonsuz kervana kaydoldu.