Ayrıldık Madem Firdevs
İki dağın arasında doğan güneş,
Belki de sana kabul oldu bu ayrılık,
Firdevs sizin sokaktan taşındı,
Ne güneşe, ne bana yaradı,
Saçları sarıydı Firdevsin,
Karalı kaşları,
Karlı saçları,
Kopuk bakışları.
O dağların arkası yüreğimde kapalı,
Serin yeller esmişti bir aşk baharı,
Ayrıldık,
Aydınlatamadın bugün sabahı,
Ayrıldık,
Olamadın bulutlarda su buharı,
Sen o dağların maralı,
Bense bu şehirde sana yaralı,
Senin için olmazım yok,
Sen geldin sandım,
Güneş yeniden doğdu sandım,
Gökyüzüne karşı yeniden kurdum soframı,
İşte bu da ayrılığımızın son hazanı,
Soframda bir ekmek, iki domates,
Biraz da tuz tutamı,
Gariban sevdamla aşkına yanmıştım böyle,
Niye çok gördün seraplı akşamları,
Ben penceremde seni beklerken,
Sen niye kapattın lambaları.
Hasretin ahvalimi bozdu Firdevs,
Sana tek sözle,
Barajdan akan sular gibi,
Haykırmak isterdim,
Sana tek sözle,
Şelaleden dökülerek,
Çağlamak isterdim.
Dünya bu, küçük değil mi?
Bu gariban sevdam,
Senle yaşadı,
Benimle mi ölecek doğduğum dünyada.
Bu marjinal kudretin,
Kıymetini bilmen gerekirdi insan olarak,,
Tek vazifem seni toprağa gömmek.
Artık doğmayacak bu güneş,
Ayrıldık madem ki Firdevs,
Sana bakmayacak bu keşmekeş.