Ayrılık
Mahzun çok ötelerden
Dertli kavalın damarlarında sızılayan
Terennümlerdi ayrılık
Dudaklarda
Bir tek ölümün duyabildigi
Notalarını gözyaşıyla çalan
İncesinden soluksuz toprak avazı
İftarını acı ölüme susamış
Ölüm ise çoksesli bir sanat
Düştüğü canlar mızrabında
Buram buram ağıt
Ayrılık tellerine tutunan
Güneşi ellerinden üşüten
Bir 'vefa' ki aşıkları kıskandıran
Ölümün sevgilisi ayrılık
Bir yarışki acıda kazananı belirsiz
Bir ötesi
bir berisi ayrılık
Vefakar babaları yollarda yakalayan
Yar gamzesin kem gözlere ayan
Seherin ayazında
ana kucagından
Yok hükmünde
vefasız ayrılık
Sevdalıdan yadigar mendile
Kokuşmuş yad nefesler işleyen
Aşkın bekaretini için için kanatan
Yari hayale bürüyen
kahpe ayrılık
Terlemiş yanaklarda
Nasır tutmuş kokulu avuçlarda
Temmuz ateşinde gül harında
Bir bardak suda
el ayrılık
Zamanı yelesinden tutup yere çalan
Can bilmez
yar bilmez
gönül bilmez
Ne söylesende ne etsende dinlemez
Felege asi
zalim ayrılık
Enlemleri boylamlara katıştıran
Yönlerin körebe oyunlarında yenildigi
Yaraların merhemlere küstüğü
Cana can nefeslerde
hasret ayrılık
Arzın adımlarda tükendigi
Rüzgarın ekmeğe fiske fiske acı kattıgı
Şiirlerin elem elem tüttüğü
Arıya bal kovan
yalan ayrılık
Bağ ağacında emekler eskiten
Ayaz gecelerde iliksiz ceket ıslayan
Efkar deminde ıslıga yaslanan
Başıboş köhne
viran ayrılık
Türküleri dudaklarda yarım bırakan
Yalınızın ( ı ) sını bağrında avutup
Düşürüp dillerde yalnız koyan
Harf düşesi
yerle bir olası ayrılık
Ezelde kelam eyledi kalem
Yasak meyvelere düşünce isyan
Kendine yabancı
kendinden bir haber insan
Şah damarından gurbet
zulüm ayrılık
Ne geceye çarşaf ne güne gelinlik
Ne denize mavi ne topraga yeşil
Ne kınaya kırmızı ne ata beyaz
Her nazara zer işler
körolası ayrılık
Gidiş ayrılık
Dönüş ayrılık
Varış ayrılık
Dedesinden toruna vasiyet
Adı gurbet olan
bir türkü ayrılık...