Aziz Şehir İstanbul
Yüzyılların bağrından süzülüp gelen rüya,
Seni konuşur durur kubbendeki her ziya.
Boğaz'ın mavi tülü sanki nurlu bir derya,
Cihanın gözbebeği, aziz şehir İstanbul.
Ecdadın ayak izi sinmiş her taşlarına,
Tarihin nakışı düşmüş cami duvarlarına.
Hayran kalır her gelen o asil vakarına,
Gönülleri feth eden, aziz şehir İstanbul.
Minareler göklerde birer elif misali,
Yeryüzünde bulunmaz bu ihtişamın hali.
Sana meftun eylemiş, Yaradan zülcelal,
Dertlilere sığınak, aziz şehir İstanbul.
Surlarında can verir nice adsız yiğitler,
Toprağının altında yatar ulu şehitler.
Seni müjde buyurmuş o mukaddes hadisler,
Kutlu bir fethin adı, aziz şehir İstanbul.
Martıların çığlığı dalgalarla dilleşir,
Eski hatıraların kubbende canlanır, birleşir.
Seni bir an seyreden uyanır, sivrileşir,
Gafletleri dağıtan, aziz şehir İstanbul.
Erguvanlar açınca bahar gelir bağına,
Bir başka huzur çöker Üsküdar toprağına.
Sırma kuşanmış gibi bak şu gençlik çağına,
Güzelliği bitmeyen, aziz şehir İstanbul.
Uğur der ki fani ömür bir nefeste tükenir,
"Vakit hayattır" bilen bu şehre kalbini verir.
Ahiret mizanında inşallah yüzümüz güler, sevinir,
Sözü burda bağladık, aziz şehir İstanbul.