Babasının Ziyneti
Ben deli çocuk, bazı çocuk
Eşikte beklerim seni uykulu, mahcup
Zaman zaman acıyan bir yara olurum bağrında
Bağrın her zamankinden daha geniş, daha sıcak
Isıtan bir şey olursun üşüyen yanlarımı
Yüz taş taşırsın bağrında, yüzü de kuvvetli
Avuçlarım taş taş halkanın ortasında
Cemetmeye baştan başla
Munfasıl yerlerimi
Çünkü ben
Toprağa içimi dökmeyi bilmem
Bilmem, soluk benizli hatıralar
Nasıl taşınır bu nemli
Kaçgın gözlerde
Ben öyle bilirim ki özlemek
Bu dünyada tevür bir şeydir
Ağızda uçuk, yerde nasır
Aynı elemdir
Er geç bizi de saracaktı bu elem
Tedaüm kapıya gelmemiş olsa
İçimden bir hinlik yeterdi iknaya
Bâtınımı delen kelimât
Bâtınını delen sızıyı elbette tutardı
Er geç rastlaşacaktın bu sevinçle
Bendirzen kalbe vurmamış olsa
Baba olman yetmezdi iknaya
Bahtına düşen vuslat
Bahtıma düşen gurbeti elbette yutardı
Kaçamazdık, kaçılmaz kaderin cilvesinden
Şaşmak, biraz olsun soluklanmak
Mübrem olsaydı, sohbetin
Sabrımın nihai hedefi olarak
Beni kavî kılmasaydı bu yerde
Bakmak, görmek kadar
Cesurca bir işi üstlenebilseydi
İlk bakış yeterdi
Bazı şeyleri anlamaya
Kimse kalmadı
Bu işi cesurca üstlenen
Bir sen kaldın, bir sesinle
Canlanan kelimeler
Tam şuramdan oku beni
Tam şuramda
Beni yükselten
Bir niyet kaldı
Bir de sen kaldın
Bir solukta yararak göğsümü
Gülden rengimi büyüten
