Bana Bir Şeyler Anlat
Bana bir şeyler anlat...
Bir harf düşür avuçlarıma,
Sürgüne gönderilmiş kuşlar
Gökyüzüne kanatlansın.
Bir duvarın içine
Sessizce yürüyen sarmaşık,
Bir taşın içine
Sabırla işleyen su misali
Yavaş yavaş birikir,
Ayrılıklar.
Terk edilmiş görürsün.
İçindeki Koca şehrin.
Gecenin en tenha yerinde,
İzbe sokaklarda,
Adını taşıyan yanan bir lamba,
Sönmüyor gece boyu.
Yıkılmayı reddeden son duvar
Ama yine de yanıyor o.
Hadi anlat bana bir şeyler
Gecenin sırtına çöken bu ağırlık
Dağılsın, saatler duvarlardan düşerken.
Paslı bir sessizlik akıyor odanın içinde.
İçimde adı konmamış mevsimler
Bir yanı kar altında kalmış çocukluğum,
Bir yanı yangından çıkmış yarınlarım.
Nereye baksam yarım kalmış hikâyemin
Külleri savruluyor yüzüme.
Hadi ne olur bir şey anlat bana.
Mesela hiç dönmeyeceğini bilse de
Ufka yürüyen denizleri anlat.
Yorgun ağaçların sonbahara
Nasıl teslim olduğunu,
Yine de köklerinden
Nasıl vazgeçmediğini anlat.
İçimde o şehir çöküyor yavaş yavaş.
Sokak lambaları tek tek sönüyor.
Bir nefes kadar yakınım kendime,
Bazen yıllarca uzaktayım.
Aynaya baktığımda
Yüzümün ardında başka yüzler...
Yaşamak isteyen biri,
Vazgeçmek isteyen biri,
İkisinin arasında sıkışıp kalmış
Sessiz bir gölge.
Bir tebessüm etsen belki
Yön değiştirir içimde biriken fırtınalar
Belki yeniden filizlenir kırılan dallar
Belki gecenin dibine çöken bu karanlık
Bir pencere bulup dışarı taşar.
Söylenmeyen vedaların izini sürüyorum.
Dudakların susuyor,
Kalbin çoktan uzaklara yürümüş gibi.
İçimde derin çatlaklar açılıyor.
Bunlar kimsenin hissetmediği depremler
Masalar yerinde duruyor,
Duvarlar ayakta kalıyor,
Yıkılıyorum ben
Her sarsıntıda biraz daha.
Hadi be güzelim bir şeyler anlat bana..
Gece uzadıkça,
Anılar tavandan damlıyor üzerime.
Bir çocuk ağlıyor eski bir odada.
Bir genç, kaybettiği ismin peşinden
Bir adam, kendi gölgesine yabancı.
Her nefeste biraz daha
Biraz daha çoğalıyorsun içimde.
Bir ses oluyorsun bazen,
Bazen kapanmayan bir yara,
Bazen karanlıkta yol gösteren tek ışık.
Korkular büyüyor sonra.
Kimi zaman bir yalnızlık
Kimi zaman terk edilmiş bir ev,
Kimi zaman sabaha çıkamayacakmışım gibi duran
Uzun ve ağır bir gece.
Yine de gitmeden önce
Bir şeyler anlat bana
Bir tek cümle bırak.
Belki o cümleye tutunur ruhum
Uçurumun kenarında duran,
Biraz daha hayatta tutarım.
İçimde ölmeyi reddeden küçük bir umut var.
Kırık...
Yorgun...
Ürkek...
Ama var.