Beni Bir de Geceye Sor
Bu gece içimde bir şehir yıkıldı,
Kimse duymadı, kimse uyanmadı.
Bir ben kaldım enkazın altında,
Bir de adını unutamayan şu kalbim…
O bile artık eskisi gibi atmadı.
Ben hayatı hep güzel günler sanmıştım,
Bir gün gülersem bütün acılar diner sanmıştım.
Meğer insan en çok güldüğü yerde kırılırmış,
Meğer bazı yaralar varmış,
Kanamazmış da ömür boyu sızlarmış.
Bir zamanlar benim de hayallerim vardı,
Sabahlara kadar anlatacak hikâyelerim…
Birinin gözlerine bakıp
“İyi ki varsın” deyişlerim vardı.
Şimdi aynalara bile bakamıyorum,
Çünkü yüzümde kendimi değil,
Kaybettiğim bütün yılları görüyorum.
Ben en çok da kendime geç kaldım,
Herkesi mutlu etmeye çalışırken
Kendi içimdeki çocuğu ağlattım.
Bir lokma huzur için kaç kapı çaldım,
Kaç gece kimse bilmesin diye
Yastığımı gözyaşlarımla ıslattım.
Biliyor musun, insan bazen ölmüyor,
Ama yaşamak da gelmiyor içinden.
Gün doğuyor, şehir uyanıyor,
Otobüsler doluyor, insanlar koşuyor…
Bir tek sen yerinde sayıyorsun,
Dün kaybettiğin birinin ardından
Bugün de kendinden bir parça koparıyorsun.
Benim de içimde söylenmemiş sözler var,
Bir türlü gönderemediğim mesajlar,
Kapısına gidip de çalamadığım kapılar,
Dönmeyeceğini bile bile
Yolunu gözlediğim insanlar var.
Keşke diyorum, keşke bazı vedalar
Bir kapının kapanması kadar kolay olsa.
İnsan sevdiğini toprağa vermese de
Bazen bir hatıranın altında kalıyor.
Bir ses, bir koku, eski bir fotoğraf…
Ve bütün bir ömür
Bir saniyenin içinde paramparça oluyor.
Ey hayat, söyle bana, neyi eksik yaptım?
Ben kimsenin gözyaşına basıp geçmedim.
Birinin canı yansın diye dua etmedim.
Elimden geldiğince iyi biri olmaya çalıştım,
Peki neden en çok ben yoruldum?
Neden başkalarının yarasını sararken
Kendi yaralarımla baş başa kaldım?
Artık kimseye derdimi anlatmıyorum,
Çünkü bazı acılar kelimelere sığmıyor.
“İyiyim” deyip geçiyorum soranlara,
Kimse bilmesin istiyorum
İçimde kaç kişinin öldüğünü…
Bir gün gidersem ardımdan ağlamayın,
Ben zaten çoktan ağladım kendime.
Bir mezar taşı değil, bir avuç hatıra bırakın,
Bir de yarım kalmış düşlerimi koyun önüme.
Belki bir gün biri okur hikâyemi,
Ve anlar ki bazı insanlar
Yaşarken de veda edermiş kendine.
Ama ne olur, bir şeyi unutmayın…
Ben bu hayattan mucizeler istemedim.
Biraz sevgi, biraz huzur, biraz da anlaşılmak…
Bir insanın omzuna başımı koyup
Hiçbir şey anlatmadan ağlamak istedim.
Meğer insanın en büyük çaresizliği,
Ağlayacak bir omuz bulamamak değilmiş;
Bunca insanın arasında yaşayıp,
“Ben artık dayanamıyorum” dediğinde
Seni gerçekten duyacak kimsenin olmamasıymış.
Ve ben…
Herkesin hayatında bir gün olsun
Güzel bir anı bırakmaya çalışırken,
Kendi hayatımın en güzel günlerini
Başkalarının hatıralarında bıraktım.
Şimdi geceler benim, sessizlik benim,
İçimde susturamadığım o çocuk benim…
Bir gün biri sorarsa beni,
“Ne oldu o insana?” diye…
Şöyle söyleyin:
O, kimseyi kaybetmemek için kendinden vazgeçti.
Herkesin gidişine alıştı da
Bir türlü kendi yalnızlığına alışamadı.
Ve en sonunda anladı ki
Bazı insanlar hayata yenilmez…
Sadece içlerindeki son umudu da
Kimse görmeden kaybederler.