Beyanname-i Ahval
Nedense düşüncelerim mürekkebimden sızamıyor.
Beyan etmem lazım bu kafa efkarıma dar geliyor
Bakma bu yay gibi gerilmiş iki büklüm duruşuma
Aç kulaklarını, sözlerim can yakan bir ok gibi geliyor
Neden nefsin hep parmakları celb etmek istiyor?
Kafi geldiği halde haline neden hep şekva ediyor?
İstenirse makam ve rütbe bu adi, leş dünyada
O zaman köpeklerle iyi dalaşmak gerekiyor.
Yaptığın tüm emeller nefsinde bir alkış istiyor
Cevherler dururken, nazarın şişelere takılıyor,
Menfaat ağacına bağladığın sonsuz arzularını
İçimden, topladığım tükürüğümle boğmak geliyor.
Örnek olamıyorsan, neden önder olmak arzun oluyor?
Nefsine değilde, gönüllere muhattab olmak gerekiyor
Buna erişmek dağ gibi firavun durşu ile değil ey şerefsiz,
Rüzgar gibi görünmez toprak gibi mütevazi olmak gerekiyor.
Nemrudlar putlarının kurban sofralarına davet ediyor,
Firavuna ne haşmetlerini örf ve adet diye sergiliyor
Karşılığında alkış bekledikleri bu ellerimle, içimden,
Yüzsüzlüklerini yüzlerine tokatlamak geliyor
Şarkınıza iştırak etmemeksizliğim, sizi öfkeye boğuyor,
Güya dünya, alkışınızla mevlevi gibi dönüyor.
Çevirin nazarlarınızı hakikat aynasına bakın, haliniz
Ateşin etrafında dönüpte içine düşen sineğe benziyor
Paylaşamam, derdimi kendim sırtlamam gerekiyor,
Hem kim kaldırır ki, bu siklet omuzları ezip geçiyor.
Gördüğüm hezeyanlarınızı izhar'a gerek yok,
İçime gömüp, mezar taşını gülüşüm sergiliyor
Örf ve adetiniz sizlere, bana öfkemi yutmak düşüyor,
Herkes bir numara olma peşinde, kim kimi kandırıyor?.
Varlığınıza kucak açıp safsatınıza katılmaktansa,
Bana, yanlızlık yatağında düşlerimle uyumak düşüyor.
İçinizdeyim, ama içim, içinizde mutlak bir uzlet yaşıyor,
Ahvalim nazarınızda belki bir divaneyi andırıyor
Derdimi gözlerimle anlattığım aynalarda dayanmıyorsa
Anlatacak kimsem de kalmaz,
bana elveda demekten başka birşey kalmıyor.