Beyazlar İçindeki Madonna
Beyazlar içindeki Madonna,
elleri sabun kokan,
saçlarına aceleyle tutturulmuş bir tokayla
evden alelacele çıkan bütün kadınların sureti.
Sokak lambaları tanımakta seni,
geceyi ikiye bölen çaresiz adımlarını.
Bir çocuğun ipek saçını okşayan sabrın,
bir dostun omzuna konan sessizliğin
yürür seninle.
Ama bir yerde
bir cümle yarım kalır.
Bir kahve soğur masada,
bir mesaj gönderilemez,
bir kahkaha asılı kalır havada
sanki dünya
nefesini tutmuşçasına.
Beyazlar içindeki Madonna,
sen aslında tek bir kadın değilsin;
adları gazetelerde kısaca geçen,
fotoğrafları çerçevelerde sıkışan
bütün kadınların gölgesisin.
Birinin hayali mimar olmaktı,
birinin denizi ilk kez kucaklamak,
birinin sadece
“yarın da yaşamak”.
Ama bir karanlık el
böler hikâyeyi ortasından.
Ve dünya
utançla devam eder.
Biz şimdi
senin yarım bıraktığın cümleyi taşıyoruz,
senin susturulan sesini
rüzgâra karıştırıyoruz.
Beyazlar içindeki Madonna,
toprak saklamıyor seni aslında;
sen her yürüyen kadının omzunda
yeniden doğmaktasın!
Ve bir gün
hiçbir hikâye yarım kalmayana kadar
hiçbir kadın
bir gazete manşetine dönüşmeyene kadar
senin adın
isyan olarak kalacak.
