Bin Asır
Bin asırlık yoldan gelmiş gibi yorgunum,
Bin asır sevmiş gibi çürüyor kalbim...
Nereye koşsam uzağım,
Aşk benden ırakta bir mecra,
Tutulmuyor ellerim,
Tende biten kir ve çamurdan,
Zamanla eskiyor her şey,
Eskiyor beden,
Eksiliyor sende...
Sanırsın senden iyisi henüz doğmadı,
Sahte ve silik bir kimliğin içindesin.
Dürüst ol...
Hangi yalan neyi doğrultabilir?
Başın rahat adım atıyorsa yastığına,
Bir şeyler eksik olmalı yüreğinde,
Bilirim,
Daha derin uykulara gebesin,
Daha güzel düşler,
Daha yalnız bir hayatın peşindesin.
Ben hala Aralığın 20'sindeyim.
Sen nerdesin?
Baharı bekleyen
Kara kış gibi üşüyorsun.
Arşın en tepesinden bakma bana.
Yerin yedi kat altında kanıyor acılarım.
Henüz soyulmadım kabuğumdan,
Bilirsin...
Bir kış mevsimi sevmiştim seni,
Dört mevsim baharı beklerken,
Kışın bile yanıyordu yüreğim.
Kaldır beni küçülten gözlerini,
Merak etme daha ölmedim,
Bu hasret,
Bu gam, bu kederle,
Kabul etmeyecek beni toprak...
Ki artık yağmurdan sonra,
Toprak yerine asfalt kokuyor şehir.
Ağlamakla besleniyor şiir,
Ve gülmekle aç bırakılıyor,
Ve sefalete sürüklüyor her mısra...
Bilirsin...
Bin asır daha severim seni,
Merak etme,
Bin asır daha çürüyebilir kalbim...
30.06.2012
03.58
Cumartesi