Binbir Arsız Başıbozuk
böyle yoğun, tekil karanlık bilmedim
böyle, sığ ağzınızın limanlarına yaraşan
sularınız ne denli pis
kolera şiirleri içinize işlemiş
mercanlarınız ise ölü
üryan çakıllar
iri iri, sıvasız otlar
karamsar ellerinizde gömülü
ve korkarım ki
hiç ak kısrak içmemiş
ab-ı hayatınızdan
kızıl tabiat güncenizde
kanarak, camdan güzelliğinize
o karanlık öptüğünde, yırtıldı göğüs kafesim
hiçliğimden size doğdum, isimsiz yavan
göğünüz ne denli kalabalık
siz bundan bihaber
bitkin üveyikleriniz şikayetçi
yağmur atsanız
yere düşmeyecek
rüzgarınızda nefessiz kalsanız
tebessümlerinizde belirmeyecek gibi
çok sevdiğiniz, sarhoş ay ışığını
amonyak kokulu güneşi de
fark etmezsiniz ama
yine bu kalabalıklar bitirecek
hepsi
binbir arsız başıbozuğun
çeşmelerinden
kirlettiği gamzeleriniz
bakışlarından
çarpık kentleşmeye maruz bıraktığı
gözleriniz
zamanı başladı
olsun
biz zaten daima yokuş yukarı severiz.