Bir Avuç Toprak
Canım çok yanıyor, yavaşca ölüyorum.
Bu acı geçmez, ben kendimi biliyorum.
Bukez başardın beni bitirdin
bu bir son, ben artık yaşamıyorum.
Geceyi içime kapattım, sabahı istemem.
Ben seni yaşamak sanırken,
Sen beni öldürüyormuşsun.
Giderken ardında koca bir enkaz bıraktın.
Yıkıntılar Altında nefes Alamıyorum.
Canım çok yanıyor, geçmiyor bu sızı.
Ne zaman seni düşünsem artıyor acı.
Beni ben yapan ne varsa sende kaldı.
Geriye kırık bir kalp, yıkık bir hayat.
Ne affetmek kaldı, nede bir umut;
bu hikâyenin sonu bir avuç toprak.
Geceyi üstüme örttüm, sabah olmasın.
İçimde bir cenaze; adı sen, kalsın.
Aynalar yüzüme gerçeği söylüyor.
Gecemde sen, günümde sen.
benim payıma yine yalnızlık düşüyor.
Canım çok yanıyor, geçmiyor bu sızı.
Ne zaman seni düşünsem artıyor acı.
Beni ben yapan ne varsa sende kaldı.
Geriye kırık bir kalp, yıkık bir hayat.
Ne affetmek kaldı, nede bir umut;
bu hikâyenin sonu bir avuç toprak.



Güzel İnsan Hülya Korkmaz. Yoğun bir ayrılık acısını ve tükenmişlik hissini çok çarpıcı imgelerle anlatmışsınız. Hele hele “Geceyi içime kapattım”, “içimde bir cenaze; adı sen” gibi dizeleri ayrı beğendim. Sanırım kaybın sadece bir ayrılık değil, adeta bir yas süreci olarak yaşandığını gösteriyormuşsunuz gibi geldi bana. Şiirde tekrar eden “Canım çok yanıyor, geçmiyor bu sızı” nakaratı ise bitmeyen bir iç acısını vurguluyor gibi duruyor. Sizi Can-ı gönülden kutluyor, İki katlı şehrimden kucaklar dolusu selamlar sevgiler yolluyorum çokça...