Bir Ekim Günü
Ekim; biraz hüzün, biraz huzur, biraz da yeniden başlama umududur. 🍂
Gökyüzü, yazdan kalan son maviliğini ağır ağır bırakıyordu toprağın üzerine. Hava ne üşütecek kadar soğuk ne de güneşi aratmayacak kadar sıcaktı. Sanki mevsim, insana biraz durmasını, biraz düşünmesini söylüyordu.
Ağaçların dallarında sarıya dönen yapraklar vardı.
Her biri sessizce yere düşerken,
bir şeylerin bitmesinin her zaman kötü olmadığını anlatıyordu.
Çünkü sonbahar, bitişlerin mevsimi değildi yalnızca;
yeniden başlamadan önce insanın kendine döndüğü bir zamandı.
Bir Ekim günü,
insan geçmişine daha başka bakıyor.
Neyi taşıdığını, neyi geride bıraktığını,
hangi insanların kalbinde iz bıraktığını düşünüyor.
Kimi zaman bir sokaktan geçerken
eski bir anı dokunuyor insanın omzuna.
Bir koku, bir rüzgâr, uzaktan gelen bir ses…
Sonra hiçbir şey söylemeden geçip gidiyor.
Hayat da böyle değil mi zaten?
Bazı şeyler gelir, kalır, değiştirir seni.
Bazıları gider, ardında yalnızca bir iz bırakır.
Ama sen, bütün bunların arasından geçerken
biraz daha kendin olursun.
Bir Ekim günüydü…
Yağmur henüz başlamamıştı,
ama gökyüzünde yağacakmış gibi duran bir sessizlik vardı.
Kaldırımlar sarı yapraklarla örtülmüş,
rüzgâr onları bir yerden başka bir yere savuruyordu.
Ben o gün anladım;
hayat bazen savrulmak değil,
hangi yöne gideceğini yeniden seçmektir.
Çünkü her dökülen yaprak,
ağacın bittiğini göstermez.
Bazı yapraklar düşer ki
ağaç, bahara daha güçlü hazırlanabilsin.
İnsan da böyle…
Bazen birini bırakır,
bazen bir alışkanlığı,
bazen yıllarca taşıdığı bir yükü.
Kalbi acır ama hafifler.
Ve fark etmeden kendine yeni bir yer açar.
Bir Ekim günü
güneş bulutların arasından usulca çıktı.
O an dünya değişmedi belki,
ama insanın içindeki karanlık biraz aralandı.
Belki hayatın güzelliği de burada;
her sabah her şeyin yeniden başlamasında değil,
aynı hayatın içinde
yeni bir anlam bulabilmekte.
Ekim dediğin biraz hüzündür,
biraz huzur,
biraz geçmiş,
biraz gelecek…
Bir tarafında dökülen yapraklar,
öte tarafında toprağın altında
baharı bekleyen tohumlar vardır.
Ve insan bazen tam da Ekim gibi olur.
Dışarıdan sessiz,
içeride bin türlü mevsim…
Bir Ekim günüydü.
Rüzgâr saçlarıma dokunurken
şunu düşündüm:
Hayat, elimizden geçenlerden ibaret değil.
Hâlâ yaşayabileceğimiz güzel günler de var.
Belki bazı kapılar kapanacak,
bazı yollar değişecek,
bazı insanlar uzaklarda kalacak.
Ama gökyüzü yine mavi olacak,
yağmur yine toprağa değecek,
bir gün yine güneş açacak.
Ve biz,
bütün kırgınlıklarımıza rağmen
yeniden yürüyeceğiz.
Çünkü sonbahar ne kadar güzel öğretiyor insana:
Her düşen yaprak,
bir vedanın değil,
yeni bir baharın habercisidir.