Bir Militanın Günlüğünden
Ah bu kentler
dağlardan çok farklı
daha çok ıssızlıkları, yalnızlıkları
bize yakışmadığından
alışamadık belki
belkide
alışamadığımızdan
yakıştıramadık kendimize
gerimi dönsek
iz bırakmadan
geldiğimiz yerlere
han içinde hanlara
dar avluda geniş zamanlara
yeniden
düşler mi örsek...
...
örgüsüz saçımızda
örselenmiş duyguların
izleri görülür
kavgamızın izleri sürülür
türkümüzde
katıksız soframızda
özgürlüğümüzde
namerdin hilesi görülür...
...
bu koca şehrin
koca denizini gördükçe
susturdukları türkümüz
geliyor aklıma
kusturdukları kan
durdurdukları zaman
geliyor aklıma
esarete mahkum
edildiğimiz zaman...
...
bunları söylerken
utanıyorum elbette
insanlık adına
Pir Sultanlar adına
utanıyorum...
...
ve kadınlarımız
onlar
az mı korkarak baktılar
yiğitlerinin ardı sıra
kapı aralığından
evlerinde
hep tedirgin beklediler
bazıları
bu kavkada
hep bizimle oldular
bu zaferde
yaşam boyu yoldaşlarımız
bazen yitik verdiler
belki ağıt sardı sözlerini
elleriyle çok dövdüler belki
çorak topraklara serilmiş
yorgun, halsiz dizlerini
ama
hiç başlarını eğmediler
hep ufka bakar gördüm
ağlamayı bilen gözlerini
yani pes etmediler
ve şimdi
barışa özlem
bir hayat sürmekteler...