Bir Şeyler Var
Günlerdir, gitmek ve kalmak arasında yüzüm
Yüzüm eskimiş bir ölümü anımsatıyor artık
Sular durulsada dalgalı kalan insan
Bir noktadan tetiği çeken ölüm
Daralan sokaklar bir çarşafın kırışmış yanı gibi
Daralan sokaklar,karla karışık yağmur biçimini alıyor artık
Toplamı kırgınlık, toplamı suretime yorgun vuran hüzün
Adını söylediğim her ne varsa artık küsüm
Üşüdüğüm ve donduğum gece yarıları
Asırlık bir dalgayla vuruldu aşk
Her nereyse sahra burası
İz boyunda artık kahır
Demlenen ve buğarında baygın görünen suretim
Diyorum,içi boş bir kutuda sakladığım resimler kadar eskidim
Gece tenhasında yıldızlar ne zaman saydamlaşırsa,
O zaman;
Özgür kalacağım
Hava soğuk ve daha soğuk sesli bir kuş seni bana fısıldıyor,
fısıldıyor,fısıldıyor
Sesim alev olana dek dinliyorum
Ve sesimin ucube ateşinde önce kendimi
Sonra aşkı yakıyorum
Yandığımsın,yalnızlığımsın
Avucumda kimsesizliğimle beslenen
Bir şey var giderek büyüyor,ve bir gün
Köpek ve kedilerin savaşmadığı, insanın
İnsanla savaşmadığı bir gün
Betim ve benzime bürünüp beni beyaza saracak olan
Ellere ağıt olacağım,bu ayini,tamamlayın
Bu yollarda bu caddelerde ağaçlar ve yapraklarını
Dua ile sarsıyor rüzgar
Ne zaman ki rüzgara karışıp dinlersem
Ağıt ve kahır kokuyor güller, sanki aşktan yakınıyor
Sanki bilmediğim gizi söyleniyor yaprak ve kaldırım
Avucuma aldığım su gibi kayıp gidiyor bir şeyler
Ben bir şeylerden yakınıyorum -duyan yok- fakat
Kendime kurduğum mapushaneden çıkıp gelen birkaç düş
Beni güneş ve yıldızlarla öldürmek hevesindedir