Bir Yolcu Düşmüşse Yoluna
Yüreğime koyduğum sevdamı kim alacak
Karanlıklar mı?
En kuytu yerlerine girip, çıksam
Ve hatta orda kalsam dahi
Gördüklerime, yürüyeceğim
Özgürlük dediğin içindedir insanın
Hapsedilemez
Ama hapseder kişi
Kendini korkuların emeline
Amaçsız ve isteksiz yürür
Uçuruma değin
Nasıl atıldığını, itildiğini bilemeden
Kimi ötelenir aşağı
Kimiyse kanatlanıp uçar
İşte benim yüreğimde kuşa benzer
Sonsuz gökleri barındırır içinde
En kutsal mimarisini yaşatan
Ülkemin
Egemenliğinin bütün şehirleri
Elimin
Ve zafer şarkılarıyla süslenmiş
Caddeleri
Avuçlarımın içindedir
Cesaretimi her kim sorgularsa
Sorgularsa asaletimi
Cumhuriyeti biçimlendiren
Irkımı, sererim önlerine
Saatlerce ayakta kalmışım, çok mu?
Dakika, dakika ölen şehitlerim
Var benim
Günlerce susuz kalmışım ne olmuş
Sırtında geleceği taşıyan, analarım
Var benim
Dört duvar arasında kısılmışım, heyki hey
Kurtuluş günlerindeki esaretim
Var benim
Ama değilmiki, kırmışım zincirlerini
Esaretin
Asmışım sancağımı en üste
Dalgalanan bayrağımın şerefine
Atmışım namerdi egenin sularına
Ve haykırmışım
İstikbalimdir benim
Egemenliğim diye
Şimdi bir güvercin konar yüreğime
Bir karanfil gelir elden ele
Gülümseyişi aklıma düşen dost
Ve emeklemeye çalışan yavru
Bir yolcu düşmüşse yoluna
Kendisini bekleyen geleceğe
Mutlaka kavuşur
Yolun tutulduğu yerde
Yüreklerde tutuşur