Biten Hayat
Dudak gülüyorsa yüz rahatsa,
Ruhum cevap ver bana! İyi miyiz?
Hep gülemedim ifa ettiğimce ömrümü.
Ömür dediğimiz;
Çocuktuk! Yaş 27
Hep umutlarım vardı güzel günler için.
sadece ben değildim istediklerim de.
Ailem, arkadaşlarım, güzel köyüm de vardı.
Yıllar, yıllar bir teneffüs, bir sayfa yaprak...
Sokaklarda koştum, çocuktum ya ben!
Balıklar misali denizden çıkmak istemeyen.
Yağmur yağdımı bir heyecan, izin alma korkusu.
İzin aldımı kurbağa bulmaya kırmızı dereye!
Bizim çocukluğumuz işte çiftlik köyde.
Köyde doğdum, büyüdüm.
Gülemediğim memleket!
Nereden bileceğiz biz şehri, renkli ışıkları?
Bizim konak ilk okulun bahçesi, yavru enikler!
Çöpteki kedileri kovalamak, bayramlarda kapı kapı koşmak.
Mesele heyecan yaratmak...
Çocukluğun renkleri.
Yollar taşlar içinde, çamur,
Biz ise oyuncak arıyoruz,
Çamurları tabanca top edip duvarlara atıyoruz...
Bitmedi heyecanımız;
Uçurtmalarımız olurdu gök yüzünde.
Fuar bizim köyde yoktu ki!
Yazın curcunası, yedikçe yediğimiz kavunlar,
Ovada bir çift süren görsek de sevinsek.
Bir iş makinesi; dozer, kepçe, kamyonlar,
Peşinden koşmak, koşa koşa herkese söylemek...
Bazen de su tabancası alır sıkardık damların etrafından.
Özlüyorum çocukluğumu
yirmi üç nisanlarda zıplamayı, çuvala girmeyi...
sevinç vardı, kalbimiz durmuyordu
elimizi kessek, bisikletten düşsek de.
Tavuklar gurka yatardı,
Arardım kıracak yumurta, bulamazdım kümeste...
Çocukluk işte!...
Yangın bu, çocukluk yangını nasıl söner?
Keletire saklanır, samanlıklarda arardık sobelemek için.
Yaşıyorum! Yaş 27. Alnım açıldı...
Dişler çürüdü, barışık olmadığım ruhumla.
Hazırdı dağlar gibi, dünyada aramazdık başarıyı...