Biz Bu Şehri Böyle Sevdik
...Trabzon'a, kalemin aşkıyla...
Karadeniz'in incisi
Biz bu şehri böyle sevdik
Gönüllerin birincisi
Biz bu şehri böyle sevdik
Yağmuruyla, dumanıyla
Deniziyle, limanıyla
Acısıyla, dermanıyla
Biz bu şehri böyle sevdik
Beşikdüzü-Of arası
Akçaabat'ı, Yomra'sı
Yaylaların tam sırası
Biz bu şehri böyle sevdik
Cennetten bir köşe bura
Mavi deniz, yeşil kara
Hasreti yürekte yara
Biz bu şehri böyle sevdik
Dağlarıyla, yaylasıyla
Güneşiyle, aylasıyla
Karayemiş, hurmasıyla
Biz bu şehri böyle sevdik
Çalışır kazma, kürekler
Birlikte atar yürekler
Yurda dairdir erekler
Biz bu şehri böyle sevdik
Hem kışıdır hem yazıdır
Renklerin en beyazıdır
Bülbüllerin niyazıdır
Biz bu şehri böyle sevdik
Dağları var, süslenirler
Yaylalardan beslenirler
Kemençeler seslenirler
Biz bu şehri böyle sevdik
Keseriyle, naçağıyla
Sürmene'de bıçağıyla
O sönmeyen ocağıyla
Biz bu şehri böyle sevdik
Kendine hastır, özeldir
Hem ebettir hem ezeldir
Dışardan daha güzeldir
Biz bu şehri böyle sevdik
Âşığız hilâl kaşına
Bin can feda bir taşına
Tonya'dan Köprübaşı'na
Biz bu şehri böyle sevdik
Ân'lar asırlara gebe
Sultan Murat, Harmantepe
Kulaklara olsun küpe
Biz bu şehri böyle sevdik
Azımız o, çoğumuz o!
Kuzeyimiz, doğumuz o!
Varımız o, yoğumuz o!
Biz bu şehri böyle sevdik
Karanlıkta çerağımız
Hem yakın hem ırağımız
O bizim son durağımız
Biz bu şehri böyle sevdik
Yaraları, nasırları...
Ân'a sığar asırları
Aşikâr bize sırları
Biz bu şehri böyle sevdik
Başını Hakk'a eğersin
Baharda dallar göğersin
Sen ki bir ömre değersin
Biz bu şehri böyle sevdik
Efkârın düşerken çaya
Yıldız selâm durur ay'a
Hiç bitmesin kadim rüya
Biz bu şehri böyle sevdik
Büyüğüyle küçüğüyle
Horonuyla, köçeğiyle
Uçan kuşu, böceğiyle
Biz bu şehri böyle sevdik
Önümüz o, ardımız o!
Genel geçer şartımız o!
İlelebet yurdumuz o!
Biz bu şehri böyle sevdik

