Boş Sandalye
Karşımdaki sandalyeyi kaldırmadım,
Sırf yokluğun ayakta kalmasın diye.
Bir kadeh de senin yerine koydum masaya,
Gözlerin sözümden caymasın diye.
Sigaramın dumanı yüzüme vuruyor,
Tıpkı gidişinin o soğuk rüzgârı gibi...
Sensizlik mi, acıtmıyor alıştım çoktan,
Seni değil, kendimi harcamışım bilmeden.
Cevapsız sorular uçuyor havada,
Sandalye boş, sen yoksun karşımda.
Zamanın eli değdi en derin yarama,
Şimdi hesap zamanı bu loş masada...
Hiç yüreğin sızlamaz mı, söyle?
Bu kadar kolay mı vazgeçip gitmek?
Bir enkaz bıraktın arkanda böyle,
Kendi yaktığın ateşte can çekişmek…
Sen o boş sandalyede bir hayalsin şimdi,
Ben o masada katiliyim bu aşkın.
Gözlerin benden çoktan geçti gitti,
Ben hâlâ o bıraktığın yerde kaldım.
Kaldırdım kadehimi, sensizliğe içiyorum,
Zaten ne kaldı ki geriye senden?
Ben her yudumda senden biraz daha geçiyorum,
Ruhumu söküp alırken bu bedenden.
Gözlerin canlanır gibi oluyor dumanlar arasında,
Bir an dokunacak gibi oluyorum gölgene.
Ama sen çoktan kayboldun o yalanlarında,
Ben yine tek başımayım bu gece yarısında.
Sana son kez bu masadan bakıyorum,
Ne bir öfke var içimde ne de bir intikam.
Ben bu gece bendeki seni yakıyorum,
Sandalye boş kalsın, ben artık kalkıyorum...
