Büyük Gümbürtü
Okulun genişleyen gecesi, daralan bahçesi
Çocukların ölmek gibi bir ödevi yok
Anıtsal bir mezar gibi bakmak gibi
Çiçekbozuğu yüzle hayata
Ah! Anlamıyor cıscıbır akıl
Kanayan da kanatan da aynı gövdede
Bu yıkımlardan hangisi benim;
Birisi, kimisi, hepsi...
Acılara yazıla bozula tükenen kalp Ayşe'ninki
Büyücek gece dolu bu gözyaşı Yaser'in
Bana da bir kalem verin, söz taşımı dökeyim
Yıkılan da yıkan da aynı gövdede
Şu çakalkalem yazılar başlatacak bir büyük gümbürtüyü
Şimdi seyreyleyin kurşunkaya göçü
Kalbini kanla göndere çekenler de olmasa
Kim koruyacak ki toy öçü
İçeri buyurmaz mısınız, hasta şifa bulmadı
Kıyılan da kıyan da aynı gövdede
İşte aşk, çantasını topladı kurşuna sıçradı
Tembellik etmekten canından oldu bu toprak
Bombalar, kalbime kadar yağdı
Kabil'den beri tipi durmadı
Hınkırdı, burnundan düştü cesedinin
Bir çocuğun solgun hayalleri
Görülememiş, yıllardır karanlık gözlük kullanmaktan
Kuşatılan da kuşatan da aynı gövdede
Hadi! Karanlık gözlükleri kırmak vaktidir.
Şiiri Özlüyorum Dergisi
Ağustos- Eylül 2009