Cehennem Çığlıkları

Cehennem Çığlıkları



              


        




Anlamını yitiren kelimelerin

efkârıyla raks eden gece dansçılarıdır onlar

şu kuşlar yahut şahitleri için açılan

kapılardan içeri giriversen

ateşin etrafında pervane olmuş

ölüleri göreceksin

kuşkusuz unutma diye boynuna

kopan kirpiklerimden gerdanlık yaptım

acı bir süre meselesidir

kıyamet kopacak ve bizim için

yenisi başlayacak


yokluğundan alınacak ders ile

sonsuza kadar nasıl böyle dönecek

çılgıncasına atom çekirdekleri

nasıl parçalanırmış insan içinden

dağ nasıl un ufak olur aşktan

çöl nasıl okyanusa dönermiş bileceksin

çünkü gümüş tabakam

göz yaşımla karardı bu gece

mabedinin sokağında

kösteğimin zincirine dolandım

uyudum uyandım aynı acı


örümcekler cansız kelebekleri

toza bulayıp ağları yerine kendilerine sarınca

kurtulduklarını zannettiler yalnızlıktan

oysa ruh canın yoldaşıdır gidince dönmez

benim de içimde sarıldıklarım tas tamam öyledir

hülasa akıl almaz gönül alır

bu bedeli de ister istemez ödeyeceksin

çıldırmak çok eski bir yanılsamadır aslında

daha çok dinginleşir insan beyninde

kendinle konuşur gibi konuşursun Tanrınla

esriktir ateşin harından başın


yaşamak bu anlamda

eskilerin masalından bir bağdır ki

alabildiğine mümbit güzel verimli

her gelen gidenden

bir salkım alır ve bir sonrakine uzatır

kimi dilinden verir kimi ömründen kimi ise

dudaklarında mayaladığı haramı

saklamadan kıyıda köşede

haramilerin gözlerinin önünde küplere doldurur

merak etme o köprüler de yıkılır

sen hala ölümsüz olduğunu düşüne dur


kaç lahit kırılmıştır saysak

kaç put yerle yeksan olur zamanla

neticede sonsuzluk fikrinde

eyyamcılarla dolu bir harabesin dünya

yıkıl yıkılabildiğin kadar işte

şimdi sen de Tanrının karşısındasın

milyarlarca fravunun içinde

keyifli bir Musa olmak neye yarar ki

Lut gölünden acıyla sodom dağına bakan

o kavmin çığlıklarıyla

yeniden doğacak olduktan sonra 





Önder Yılmaz

Yorumlar (3)