Çelişki
Sen hiç öldün mü bir adamın
bulutlanan gözünde
sıkıldın mı avuçlarında sana
alınmış güller kanatırken?
Büküldü mü hiç yüzünde
güller açarken gülümseme?
Sen nereden bileceksin
aşkı ah be o çocuk,
ölü doğarken içinde.
Hiçliğe harcanmış zaman,
şimdi o keten ezgiyi
onun kundağına mı
yarana mı saracaksın?
Neredesin yetiştir,
ahla, aşka dokunan sezgiyi.
Durma!
Hangi sert toprak tutacaksa
seni küf yüreğiyle ona yıkıl.
Yüzler tanıdık içleri yabancı,
kahırla tara her sabah
rutin hayatın saçlarını.
Bir tek mor halkalı şişler kalsın
gözlerinde...
Şahitliği makbuldür onların,
akşamdan kalmışlığına.
Çalın ağır akan sağır zamanların
sonatını...
süreyim afağımdan giden bir sevgilinin
son atını...
İç cebimde
başka bir üç noktalı
ceple geldiin,
ne çok olduğunu bilmezken.
Söze dillenmek için doğmuşken
söz dilinde ölmekti çelişki.