Deli'nin Yalnızlığı
Gökyüzünün ağlamaklı olduğu bir gündü
Senden ayrılışımdı, dündü
Yalnızlığım odamda mekik dokuyordu
Hayaller yine kekik kokuyordu
Karşı duvarla sohbetimiz yeni bitmişti
Halının rengi yine seni seçmişti
Pencereme konan kuş ölmüştü
Resimdeki çocuk epey büyümüştü
Çaldı kapının zili şaşkınca
Açtım kapıyı yalnızlığım saklanınca
Bir hayalet öylece duruyordu karşımda
Davet arıyordu belli ki bakışımda
?Buyur' dedim gir istersen
Çıkamazsın ama dedim şimdi girersen
Hafif bir tebessümle salladı başını
Odama çevirdi birden bakışını
Vuslatın parıltısı vardı gözünde
Ve bir çocuk sevinci yüzünde
Eliyle koymuş gibi buldu aradığını
Biliyordu yalnızlığımın nereye saklandığını
Ne yapsam boştu biliyordum
Sadece olan biteni izliyordum
Kol kola yürüyüp çıktılar kapıdan
Gitme diye sesleniverdim arkadan
Döndü ve gülümsedi yine sıcacık
Manidar bir bakış daha, kısacık
Durdurdum zamanı işte tam o an
Bir elimde gözyaşı diğerinde kan
Hangisini kullansam diye düşündüm
Derken al kanlara büründüm
Bıraktım zamanı akıp gitsin diye
Bu sana son iyilik, son hediye
Sonra yürümeye devam etti ikili
Yalnızlığımın kımıldanıyordu hala dili
Durmadan aynı şeyi mırıldanıyordu
Delinin yalnızlığını çalacaklar diyordu
Haklı çıkmıştı bir kez daha can yoldaşım
Koparılıyordu sonunda benden tek arkadaşım
Penceremden izledim sokakta gidişlerini
Sonra tuttum resimdeki çocuğun ellerini
Zamanı gelmişti artık bizde gitmeliydik
Zamanın göreceliğini yenmeliydik
Önce o atladı pencerenin sırtından
Sonra ben bıraktım kendimi boşluğa hemen ardından