Dilara Hanımın Mirası

İstanbul’un tozlu sokaklarında,  

2001’in serin bir baharında,  

On altı yaşında bir çocuk Osman,  

Ranzaların darlığına sığdı hayalleriyle.  


Yirmi genç, memleket kokan terleriyle,  

Asgari ücretin ince ipinde yürüyordu.  

Bir göz oda, bir avuç umut,  

Anadolu’dan kopup gelen o pırıl pırıl kuşlar.  


Üst katlarında, yalnızlığın tahtında,  

Sekseni aşmış Dilara Hanım otururdu.  

Kapısını kimseye açmaz, balkondan seslenirdi:  

“Evladım, ekmek al da bırak kapıya.”  


Gençler sırayla giderdi markete,  

İhtiyacını taşırdı merdivenlerden yukarı.  

Kahrını çekerlerdi onun, sessizce;  

Çünkü insanlık, bazen en fakirde en zengin kalır.  


Beş gün balkon sessiz kalınca,  

Yüreklere çöktü ağır bir endişe.  

Polis, çilingir, kırık bir kapı…  

Ve odaya dolan ağır, unutulmuş koku.  


Ortada, öylece yığılmış kalmıştı bedeni,  

Çürüme başlamıştı vakitsiz.  

Ama valizler… ah valizler!  

Miadı dolmuş banknotlar, kat kat, destelerle.  


Ziynet eşyaları parıldıyordu loş ışıkta,  

İstanbul’un dört bir yanından tapular:  

Apartmanlar, arsalar, dükkânlar…  

Bir servet ki, gençlerin ömür boyu hayali.  


Dilara Hanım, kimsesiz bir kraliçe,  

Yoksulluk kılığına bürünmüş bir gizli hazine.  

Geleni gideni yoktu, bir tek balkon sohbetleri,  

Ve o gençlerin sessiz merhameti.  


Devlet geldi, mühürledi kapıları,  

Hazineye geçti her şey, aylar içinde.  

Binayla birlikte o ranzalı lojman da…  

Bir servet ki, dokunulmadan gitti toprağa.  


Gençler toplandı o gece, sigara dumanında,  

Osman’ın gözleri nemli, sesi titrek:  

“Bir yüzde birini verseydi bize,  

Hayallerimiz kuş olup uçardı gökyüzüne.”  


Sonra sustular.  

Sabah yedide yine kalktılar,  

Yine aynı dar sokaklara, aynı yorgunluğa.  

Çünkü gerçek miras,  

Zenginlik değil,  

Dayanmaktı hayata,  

Umudu elden bırakmamaktı.  


Dilara Hanım belki de biliyordu,  

Servetinin en kıymetli kısmını:  

Birkaç genç yüreğin temiz merhametini.  

Ve o, sessizce gitti,  

Bırakarak geride  

Bir manzum öyküyü,  

İstanbul’un unutulmaz bir dersini.  


Zenginlik, bazen en fakir odalarda saklıdır; Ama asıl servet, onu paylaşamayan kalplerde çürür.


Harbiye, cebeltopu sokak 2001

09 Temmuz 2026 147 şiiri var.
Beğenenler (3)
Yorumlar