Döngü
Fırtına ve yağmur güne düşen
İzledim, bir cam kenarında
Buğulu yansımamı
Yerine yerleşememiş
Uykusuz bir iç döngüsü...
Düştüm, bir özlemin pususuna
İçimde havalanan kanatsız kuş sürüsü
Çığlık çığlığa
Soğurur bedenimin yankısını.
İçimde bir bir yitip giden
Musalla taşları,
Kaldırdım
Bir fırtınanın uğultusunda
Gökkuşağının cenazesini…
Sen ki, ey
Hiçlikle sonsuzluk arasında salınan
Döngümün hayaleti,
Gelsen ve ıslansan
Ağzımdaki
Çilek kokan sessiz ve sancılı gece batımında…
Belki,
O zaman kavuşuruz
Puslu bir kokunun ardında.
Yerleşir o zaman
Döngüm,
Fırtınanın girdabında ‘Gece’ me düşen
Kum kokulu uykusuz ize...


