Dönüşü Olmayan Yolculuk
Ana rahmine düştü bir damla suyla canım,
Karanlık odalarda şekillendi her yanım.
Kudret eliyle pişti etim, kemiğim, kanım,
Ruh üflendi bedene, başladım bu sefere.
Gözümü açtım birden, yalan dünyaya geldim,
Ağlayarak başladım, fani mülkü dert bildim.
Gaflet hırkasın giyip gah ağladım gah güldüm,
Ömür denen sermaye tükendi birdenbire.
Vade yetti nihayet, musallaya konuldu,
Sessiz sedasız canım bedenden ayrıldı.
Münker ile Nekir’in sualleri soruldu,
Berzah denen o durak kapı açtı kabire.
Güneş doğmaz, ay batmaz, garip bir alem orası,
Kimi cennet bağıdır, kiminin var yarası.
Bekleşir cümle ruhlar, geldi hesap sırası,
Her bir ruh durak bulur, uyar orda kadere.
İsrafil sura üfler, gökler yarılır birden,
Kıyamet dehşetiyle canlar ayrılır serden.
Bütün alem mahvolur, ses kesilir her yerden,
Koca dünya dönüşür toz toprakla bir küre.
İkinci sur sesiyle uyanır cümle ölü,
Topraktan fışkırır can, canlanır dünya çölü.
Kimi korku içinde, kiminin nurlu eli,
Diriliş rüzgârıyla can gelir her bir cana.
Yalın ayak, baş açık, mahşer yerine akış,
Milyarlarca insan var, her yüzde bir başka bakış.
O gün ne ana tanır ne evlatta var duruş,
Toplanır cümle mahluk o muazzam meydana.
Güneş iner aşağı, bir mızrak boyu kalır,
Hararetin narıyla beyinler kaynar, erir.
Günahı nispetinde kul tere batıp kalır,
Feryatlar arşa çıkar o dehşetli zamanda.
Amel defterleri uçuşur sağdan ve soldan,
Kimi müjdeyi alır nurlu, mukaddes yoldan.
Kimi feryat figan eder kapkara olan koldan,
Şefaat arar gözler o çetin mizan üstünde.
Mizan kurulur elbet, zerre zerre tartılır,
Hakkı yenen mazlumun hakkı orda kurtulur.
Korkudan diller susar, kalpler durur, sarsılır,
Adaletin haşmeti tecelli eder anda.
Sırat köprüsü kurulur cehennemin üstüne,
Kıldan ince, kılıçtan keskin denilir ona.
Kimi şimşek gibi geçer, kavuşur has mülküne,
Kimi ayağı kayıp düşer derin zindana.
Cehennem nar nidasıyla kükrer o gün derinden,
Zebaniler zincirle çeker her bir yerinden.
Kaynar sular dökülür, irin akar teninden
Şiddetli azap sarar o asî fani canı.
Günahkârlar kavrulur, feryadı göğe erer,
Azap bittikçe tenler taptaze deriler giyer.
"Keşke toprak olsaydım" diye derinden inler,
Ateşten gömlek olur o inkârın hüsranı.
Müminler saf saf yürür o cennet kapısına,
Selam verir melekler o nurani yapısına.
Ebedi huzur başlar, erilir huzur tapusuna,
Bitmeyen bir huzurla güler o mahzun yüzler.
Altından nehirler akar, köşkleri hep nurdandır,
Kelimeler yetersiz, her bir yanı ikramdandır.
En büyük devlet ise Cemalullah'ı görmektir,
Vuslata eren canlar aşk ile orda çağlar.
