Dûrr-ü Sükût
Bir yanımız bahar çığlığı Bir yanımız günden uzak Bir yanımız geceden eksik
Bu şiir, 17.10.2026 tarihinde günün şiiri seçilmiştir.
Dûrr-ü Sükût
Güneşe konduğumuz o tepelerden
süzülüyor zaman
Ateşi yakan ilk insan hallerimiz
Sefaret kurgusunda hanemizin gözleri...
İki kelamın aynası meyan
sıvazlıyor durmadan,
Sırrına erilmiyor suskuların
sesleniyor gökyüzünün o saf çocukları.
Gel!
Sesini özledim desem
Tenine ay doğuyor
kıldan ince sarı fırçalarla,
Başaklanıyor gece mavisi
dökülüyor zift gibi aynalara
yelpaze fırçalar
renklerin içinden...
Ama sen,
ekin tarlalarının dibinde usulca uyu
Rüyana karış
benden kalanla
sitemkar ve yüzüme esrik bir rüzgar gibi
nefesinle es...
Tan düşerken gökyüzüne
Tanrının sesi gibi kızıl bir emir.
Yıldızlar yürür sabahın ellerine
Bir yanımız bahar çığlığı
Bir yanımız günden uzak
Bir yanımız geceden eksik
Biz o iki şairiz;
gece ve gündüz
biz o seher kadar güneşe talibiz.
Martılar gibi gökyüzüne inat ederken
çetrefil şu karanlıkta bir zuhurât...
Ateşte kaybolan su...
Ona sormamalısın adını,
Dûrr-ü sükût kanar,
gece sarar yaralarını
gündüz temaşa eder.
Aşka kamaşıp duran da o
O kim ki dersin.
Bir görünüp bir kaybolur
işte zaman.
Birbirimize dokunamazdık
Çünkü sen de benim gibi
kendinden kaçıyorsun.
Her zaman içimizde büyüdü
Sükunet, inciler gibi...
Simon Bolivar Caddesine kar yağarken...
Hayal-et sevgilim.
Tcpassenger_ierdoğan
13.10