Dudaktan Düşünce
koşar adımlar atıyor kafesinde, kalbimin ritmi.
nefessizce yayılıyor, tenimde nefesi.
hiç böyle çarpmamıştı, vücudumun merkezi.
öyle ki; sanki devrilecek şu bulutlar üzerime.
bi o kadar rahattı tenimi saran ruhum ve
sevdanın bileklerime işleyen sesi.
kıştan yaza doğru savuruyor eriyen küllerini; aşk.
ilkbaharın üzerinden geçiyor serperek umutlarını,
sevdanın toz - toprak tarlalarına.
dönerken mevsimine, bir daha sevemez,
dönmez diye haykırıyor içime, vazgeçerim umuduyla.
elleriyle cenneti örüyor, terden avuçlarıma.
omuzlarıma dudaklarından bir pay düşüyor kazara.
birden sarıyor tenimi, bembeyaz kanatlarıyla.
şimdi uçma vakti belki de; içimdeki aşkla.
- sus.. diyor, fısıldayarak kulaklarıma.
- geçecek herşey.
parmak uçlarına süzülen gözyaşlarımdan korktu belki de.
- kal.. demek isterdim.
fakat kalan sadece kalpti bu şehirde..
- korktum.
- söz veremem.. dedi.
çünkü sözler her gece kayıptı bu şehirde.
bu ne bir yalnızlık, ne bir gidiş, ne de bir karanlıktı.
sadece yorgun cümlelerin kırılışıydı masumiyetin dilinde.
biraz daha sarsam.. delip geçecekti belki de kanatlarımı.
sonra işaret parmağıyla dokundu dudaklarıma..
- sus.. dedi yine.
- aşk bu, dur denilmez.. sadece eritir tüm yaraları.
tüm bu sözler, sevdalı öpüşmelerin kuruyan dudaklarından düşerken;
- geçecek herşey.. dedim içimden, tebessüm ederek.
inandım.